Avrupa hun devleti üzerine, avrupa hun devleti üzerine bir değerlendirme, avrupa hun devleti üzerine bir analiz
Avrupa Hun Devleti Üzerine Bir Değerlendirme Hun tarihi, Ostrogotlara yaptıkları hücum zamanından Attila oğulları arasında çıkan kavga sonunda imparatorluğun dağılması anına kadar geçen devri ve Hunların sebep oldukları olaylarla içinde yaşadıkları ve geliştikleri toplumu anlatmayı arzu eder. Bu işi yaparken karşılaştığımız en büyük zorluk kaynakların yetersizliğidir. Özellikle Attila ile Bleda'nın iktidara gelmelerinden önce imparatorluğun gelişmesi ve teşkilâtı hakkındaki bilgilerimiz azdır. İmparatorluğun kuvvetlenmesinde ve gelişmesinde Attila'nın ve Rua'nın paylarının ne olduğuna dair bilgilerimiz yoktur. Hun toplumunun gelişmesi ve uğradığı değişikliklere dair malzemeye sahip değiliz. Bu hususta yeni kaynakların ortaya çıkmasını beklemek ise fazla iyimserlik olur. Hun devri arkeoloji malzemesin... (Devam)
İngiltere tarihi, 5. yüzyılda Britanya Adasına Anglosaksonların ayak basmasıyla başlar. Anglosaksonlar kendi adını verdikleri adaya yerleşip, 6 ve 7. yüzyıllarda birbirine rakip küçük krallıklar kurdular. Sekizinci yüzyılda Roma ve İrlanda'nın etkisiyle Hıristiyanlığı kabul eden Anglosaksonlar, Avrupa'yı da etkileyen bir medeniyet meydana getirdiler. 795'te başlayan İskandinav istilası 11. yüzyılın başına kadar birkaç defa tekrarlandı. Daha sonra Danimarkalı Büyük Knud, adayı tamamen fethetti.
Anglosakson Hanedanından Edward (1042-1066) birliği tekrar kurdu. Bunun ölümü üzerine tahta geçen Harold'u tanımayan NormandiyaDükü William, taht üzerinde hak iddia etti. Normandiya kralları ve özellikle ilk Anjou'lu hükümdarlar Fransa'da geniş ve zengin toprakları olduğundan, Fransa'daki Capet Sülalesine bağımlıydılar. Küçük İngiltere Krallığı bir süre Avrupa'da Somme Vadisinden Pirene Dağlarına kadar uzanan büyük bir m... (Devam)
· Meşrutiyet, hükümdar ile birlikte bir meclisin ülke yönetiminde bulunmasıdır.
· Osmanlı Devleti'nde I. Meşruiyet, 23 Aralık 1876'da Jön Türklerin baskısıyla II. Abdülhamit tarafından ilan edilmişti.
· İlk Osmanlı Mebusan Meclisi 20 Mart 1877'de açıldı.
· İlk Osmanlı anayasası, Kanun-i Esâsi yürürlüğe girdi.
· I. Meşruiyet Dönemi, fazla uzun sürmedi.
· 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'nın çıkması ve azınlık milletvekillerinin yıkıcı faaliyetleri üzerine Sultan II. Abdülhamit, Meşrutiyet'i kaldırdı ve Mebusan Meclisi'ni kapattı.
· Meşruiyet taraftarı olan Jön Türkler, İttihad-ı Osmâni Cemiyeti'ni kurdular. Sonra bu cemiyet, İttihat ve Terakki Cemiyeti adını aldı (1889).
· Osmanlıcılık fikrini savunan bu cemiyet, Makedonya'da örgütlendiler.
· İngiltere ve Rusya'nın 10 Haziran 1908'de Reval'de bir araya gelerek Makedonya'nın özerkliği... (Devam)
avrupa hun impatatoru attila, attila, avrupa hun imparatoru atilla, hun imparatoru atilla, atilla, atilla hakkında bilgi, attila hakkında bilgi
Avrupa Hun İmparatoru Attila Hun İmparatorluğu en parlak devrine erişmişti. Lâkin devletin bünyesinde meydana gelen bir arıza ile sarsılacaktı. Attila, sadık adamları ve o zamana kadar iktidardan uzak kalan Cermen vassallerine dayanarak kardeşi kağan Bleda'yı pusuya düşürerek öldürdü. Bleda'nın sadık adamlarını kendisine itaate zorladı. Attila'nın nasıl olup da Bleda'yı bertaraf ettiği meselesi Hun tarihinin en karanlık anlarından biridir. Bu olayı kaydeden çağdaş kaynaklar açıklamada bulunmazlar. Attila'nın iktidarı ele geçirmesinde yardımcı olanlar, sarayın seçkin halkı, dost ve bağlı kimselerdi. Bu seçkin alt tabakanın başında Onegesios ile Scotta kardeşler bulunuyorlardı. İsimlerinden de anlaşıldığına göre bunların Yunanlılaşmış Pontus bölgesinden olmaları gereki... (Devam)
Hun-Çin İpek yolu Ticaret Mücadelesi, ipekyolu mücadelesi, ipekyolu hun çin mücadelesi
İpek Yolu Mücadelesi Başlangıçtan beri, kuzey-güney istikametinde cereyan eden Hun-Çin mücadelesi, M.Ö. II. yüzyılın ikinci yarısından sonra doğu-batı şeklinde birden yön değiştirmiştir. Bunun başlıca sebebi, Hunların elinde bulunan zengin İpek Yolu'nu Çin'in ele geçirmek istemesidir. Öte yanda, bu tarihte Hun-Çin mücadelesinin sadece yönü değil, mahiyeti de değişmiştir. Hun akınları karşısında önceleri devamlı savunmada olan Çinliler, M.Ö. II. yüzyılın sonlarına doğru savunmayı terk edip, tıpkı Hunlar gibi saldırıya geçmişlerdir.
İpek Yolu'nun önemini ilk defa kavrayan ve dikkatlerini bu yol üzerine çeviren Çin hükümdarı, Wu-ti'dir. Wu-ti, İpek Yolu'nun geçtiği memleketleri tanımak ve bu memleketlerde oturan kavimlerle işbirliği yapma imkanını araştırmak üzere yüksek rütbeli bir subay olan Çang Kien'i göre... (Devam)
Mete'nin Tung-Huları Cezalandırması Biraz yukarıda verdiğimiz tarihi metinden anlaşılacağı üzere, Moğol kökenli Tung-hular Hun tahtında meydana gelen değişiklikten kendi lehlerine yararlanmak istemişlerdir. Tung-huların düşüncesine göre, bir darbe ile içten sarsılmış olan bir devletin kendini savunması da o derece zayıf olacaktır. Tarihin sunduğu bu fırsattan yaralanmak gerekir. Bu düşünceyle hareket eden Tung-hular, bazı ağır isteklerde bulunarak, Mete'yi politik baskı altına almak istemişlerdir. Mete de, her defasında meseleyi devlet meclisine getirmiş ve burada bu meseleyi devlet adamlarıyla enine boyuna tartışmıştır. Görüldüğü gibi, Tung-huların istekleri bütün devlet adamları tarafından itirazla karşılanmıştır. Daha doğrusu devlet adamları, meseleyi milli gururun incinmesi şeklinde değerlendirmişler ve hemen Tung-huların cezalan... (Devam)
otuzyıl savaÅŸları, westphalia barışı, otuzyıl savaÅŸları ne zaman oldu, otuzyıl savaÅŸları kimler arasında oldu, otuzyıl savaÅŸlarını kim kazandı, otuzyıl savaÅŸları, otuzyıl savaÅŸlarının sonuçları, otuzyıl savaşının nedenleri, westphalia barışıÂ
(iii) Fransa'da BütünleÅŸme, Almanya'da Parçalanma: Otuzyıl SavaÅŸları ve Westphalia Barışı (1648): Fransa'da IV. Henri (1589-1610) uzun ve yıkıcı dini iç savaÅŸlardan sonra monarÅŸinin otoritesini saÄŸladı. Devlet resmen Katolik kalmakla birlikte, Fransa'nın ulusal çıkarları papalığın çıkarlarından hep ayrı düşünülmüştür. XIII. Louis'in saltanatı sırasında (1610-1643) kralın baÅŸbakanı ve kilise'nin kardinali olan Richelieu, orduyu merkezi otoriyeti kabul etmeyen kale ve kentleri ortadan kaldırmada baÅŸarılı bir biçimde kullandı.Â
           Böylece, monarşi otoritesi Fransa'nın hemen hemen her yerinde ilk kez tam olarak sağlandı ve Fransız tipi ... (Devam)
iskitler hakkında bilgi, iskit sakalar hakkında bilgi, iskit sakalar kimdir, iskit sakalar ne zaman kurulmuştur, sakalar kimdir
İskitler Hakkında Bilgi Yaklaşık olarak M.Ö. 8. yüzyılda tarih sahnesine çıkan ve bu tarihten M.S. 2. yüzyıla kadar hâkimiyetlerini devam ettiren İskitler, doğuda Çin Seddi'nden batıda Tuna nehrine kadar uzanan geniş bir sahada varlıklarını, yaklaşık olarak 1000 yıl gibi oldukça uzun bir zaman korumuşlardır. Onlar bu coğrafyada Atlı Kavimler Medeniyeti'ni oluşturan kavimlerin ana grubunu meydana getirmiştir. Oldukça geniş coğrafyaya yayılmış olan İskitler değişik kavimler tarafından tanınarak onların kaynaklarına geçmişlerdir. Bundan dolayı İskitlerin adı Grek kaynaklarında Skythai, Pers kaynaklarında Saka ve Çin kaynaklarında Sai (Sak) olarak geçmiştir. Pers kaynaklarında üç Saka grubundan bahsedilmekte olup, bunlar Saka tiay para daray, Saka havmavarga ve Saka tigrakhauda'dır. Saka tiay par... (Devam)
Kars ve çevresinde yaşamış bulunan Malakanlardan, bugün sadece Türkiye'de evli kızları veya Türkiye'deki koşulları kabul ederek kalan aileler kalmıştır. Rus olarak bilinen ama aslen Polonya kökenli oldukları da söylenen, Malakanlar hakkında pek bir araştırma yapılmış değildir. Mezhepsel özellikleri gereği sünni ' müslüman topluluklarla kolayca anlaşabilen Malakanların en büyük özellikleri, domuz eti yememeleri ve savaşmayı reddetmeleridir.
Kars ve çevresinde yaşamış bulunan Malakanlardan, bugün sadece Türkiye'de evli kızları veya Türkiye'deki koşulları kabul ederek kalan aileler kalmıştır. Rus olarak bilinen ama aslen Polonya kökenli oldukları da söylenen, Malakanlar hakkında pek bir araştırma yapılmış değildir. Mezhepsel özellikleri gereği sünni ' müslüman topluluklarla kolayca anlaşabilen Malakanların en büyük özellikleri, domuz eti yememeleri ve savaşmayı reddetmeleridir.
Hindistandaki akhunlar, hindistandaki akhunlar hakkında bilgi
Hindistan'daki Akhunlar V. yy.'ın ikinci yarısında, Akhunlar Ceyhun'u geçerek, Belh, Toharistan ve doğu kısımlarını ele geçirdiler. Aksungur adına hareket eden bir başka Hun grubu, Afganistan'ı burayı Hindistan'a bağlayan aşılması son derece zorluk arz eden geçitleri aşarak, Pencâb'ı istila ettiler. Kuşanlardan sonra yatışmış olan kuzeyden istilâlar bu defa bütün hızı ile Tigin unvanı taşıyan Toraman tarafından idâre edilmiştir. Akhunlar adına Hindistan'ın üst bölgelerinin gerçek ve ilk fatihi Toraman olmuştur. 500-515 yılları arasında saltanat sürdüğü anlaşılan Toraman, Tigin unvanı yanında, Maharaca, Şâh, Jauvla, Racadhiraca'yı da kullanmıştır. El-Birûni'nin Laga-Turman'ı, Huna Raca sıfatı ile on beş yıl kadar Hindistan'da korkulan kimse oldu.
Gandhra ve Sakala/Siyalkut'ta oturan, Hindistan'ın Attilası olarak tanımlanan Mihirakula, 515-55... (Devam)
Abd bağımsızlığı, Amerika bağımsızlığı, Amerikanın bağımsızlığı ve sonuçları, Abdnin bağımsızlığı ve sonuçları, Amerika bağımsızlığı ve sonuçları, Abd bağımsızlığı ve sonuçları
3. ABD'nin Bağımsızlığı ve Sonuçları Kuzey Amerika'da yeteri kadar insan birikince, özerk devletler haline gelmeleri, kendilerine bir anayasa hazırlamaları ve eşit haklarla bir birlik kurmaları kararlaştırıldı. Kuzey Amerika kolonilerinde bağımsızlık yönünde öyle bir gelişme olurken, Yedi Yıl Savaşları'ndan dünyanın en büyük sömürge ve deniz devleti olarak çıkan İngiltere, şimdi çok gelişmiş olan sömürge imparatorluğuna bir çekidüzen vermek, bağlarını güçlendirmek istedi. Ayrıca kendi vergi yükümlüsünün yükünü hafifletmek için, Yedi yıl Savaşları'nın giderlerini kolonileriyle paylaşmak niyetindeydi. Yeni vergiler biçimde ortaya çıkan bu baskı, 13 Koloni'yi huzursuzluk ve direnişe itti. Yedi Yı... (Devam)
Osmanlı Devletinin, Avusturya imparatorluğuna karşı yaptığı sefer (26 Mart ' 13 Eylül 1663).
Osmanlı Devleti ile Avusturya arasındaki Erdel meselesi, sürekli bir anlaşmazlık konusuydu. Erdel sınırındaki sancakbeyi ve valilerin devamlı şikâyeti ve Avusturya kuvvetlerinin sınır boyundaki saldırıları, Avusturya'ya savaş açılmasına sebep oldu. Fazıl Ahmed Paşa, Serdar-ı ekremliğe tayin edildi. Kırım Hanı Mehmed Giray da sefere çağırıldı. Ordu, İstanbul'dan Edirne yoluyla Belgrad'a geldi. Belgrad'da Avusturya elçileri Reninger ve Baron de Goes, imparatorlarının barış isteğini bildirdiler.
Fakat Osmanlı Devletinin barış için ileri sürdüğü şartlar kabul edilmeyince, Sultan IV. Mehmed Han, sefere devam edilmesini emretti. Fazıl Ahmed Paşa, Avusturya başvekiline bir mektup göndererek, Kanije karşısında yeni yapılan kalelerin yıkılmasını, Erdel'den Avusturya... (Devam)
Hunlar Hakkında Kaynaklardaki Yanlışlar Hunların menşei, hayat tarzı, etnik durumu ve dış görünüşleri hakkındaki bilgileri yalnız mağluplar cephesinden alıyoruz. Onların tarafsız ve gerçek bilgi vermelerini beklemek safdillik olur ve onların gözü ile ortaya atılan hükümler yüzyıllar boyu değişmeden devam etmiştir ve bunları değiştirmek hemen hemen imkânsızdır. Onlara göre Hunlar, Avrupa'yı kasıp kavuran barbarlığın temsilcileridirler. Hunların kimliği ve nereden geldikleri bilinmez. Onlarla ilgili olarak nakledilen sihirli geyik efsanesi herhalde onların menşe efsanesidir. Geç Antik çağ yazarlarının onlar hakkında yazdıkları antik çağdan beri bilinen bin yıllık masallardır. Gerçi, 4. yüzyılın tanınmış tarihçisi Ammianus, devrine nazaran tam ve objektif bilgiler... (Devam)
avrupa hunlarının göçebe yaşam tarzları, hunların göçebe yaşam tarzları, avrupa hunlarının göçebe yaşamı, avrupa hunlarının yaşam tarzları, hunların yaşam tarzları
Avrupa Hunlarının Göçebe Yaşam Tarzları Hunların hayatı dinamik ve hareketli, kurdukları imparatorluk çok renkli idi. Bu imparatorluk Attila'nın amcaları zamanında artık kurulmuştu. Yani bu büyük imparatorluğu kuran yalnız Attila değildi, böyle muazzam bir imparatorluk bir tek şahsın eseri olamazdı. Diğer taraftan, bu denli büyük bir imparatorluğun böyle kısa bir zamanda kurulmuş olması da üzerinde durulması gereken bir problemdir. Bu meselelere dair elimizde zaten çok az olan yazılı kaynaklar hemen hiç bilgi vermezler. Bu hususta son 30-40 yılda yapılan arkeoloji araştırmaları yardımcı olmaktadır. Ammianus'un anlattığı Hun toplumu, talihi değiştirilemez bir çoban oluşumudur. Böyle bir toplum, aşağı gelişme seviyesinde, yerinde sayan veya ... (Devam)
iskitler ne demektir, iskit ne demektir, iskitlerin adı, iskit adı, iskitlerin adı nerden gelmektedir
1. İskit Adı İskitler doğuda Çin Seddi'nden batıda Tuna nehrine kadar, 40. ve 50. paraleller arasında, yaklaşık 7000 kilometreden fazla bir sahaya yayılmışlardır.13 Bunun sonucunda çeşitli kavimler tarafından tanınmışlar ve bunların yazılı belge
lerinde adlarından bahsedilerek, haklarında bilgiler verilmiştir. İskit adına ve onlarla ilgili bilgilere Grek kaynaklarında, Pers çivi yazılı metinlerinde, Asur ve Çin yıllıklarında rastlanmaktadır. Adı geçen kaynak, metin ve yıllıklar, dil, kültür ve coğrafya bakımından birbirinden farklı kavimlere ait olduğundan İskit adı bu belgelerde değişik şekillerde geçmektedir.
Uzak Kuzeydoğu step bölgesi hakkında son derecede muğlak olan ilk bilgiler Odysse, XI, 12-19'da Kimmerlerden bahsedilirken geçmektedir.14 Biraz daha iyi anlaşılır bilgiler Hesiodos'ta M.Ö. 8. yüzyıl... (Devam)
Venezuela 1498'de Chistophes Colombus (Kristof Kolomp) tarafından keşfedilinceye kadar, ülke nüfusunu Carib yerlileri meydana getiriyordu. İspanyollar için Venezuela'nın fethi, yerlilerin şiddetli mukavemet göstermeleri sebepiyle zor ve yavaş oldu. Ülkede birçok kasaba kuruldu. Caracas 1567'de kurularak 1577'de başşehir oldu.
Venezuela, İspanya İmparatorluğunun nispeten önemsiz bir parçası kabul edildiğinden diğer sömürgelerin idaresine verildi. Önce bugünkü Dominik Cumhuriyeti olan Santo Domingo'ya, sonra Yeni Granada Genel Valiliğine bağlandı. 1776'da ABD'nin bağımsızlığını ilan etmesi ve 1789 Fransız ihtilali, bağımsızlık için bir misal teşkil etti. Napolyon'un, İspanya'ya savaş açması Nisan 1810'da sömürge devrinin sonunu getirdi. Kreollar (ülkede doğan beyazlar) İspanyol yöneticiyi azlederek bir cunta kurdular.
5 Temmuz 1811'de bağımsız konfederasyon ilan edildi. Bu ilan kraliyet kuvvetleri ve Kreollar arasında 10 yı... (Devam)
4. Küçük Kaynarca ve İçten Dağılma Sürecinin BaÅŸlaması III. Mustafa (1757 - 1773) tahta geçtiÄŸi zaman, ülkenin yönetimini Köprülülerl'le karşılaÅŸtırılabilecek yetenekte bir sadrazam elinde tutuyordu: Ragıp PaÅŸa. Kendisi, geleneksel yapılarla BatılaÅŸma arasında bir uyum kurmaya çalışmaktaydı. Ragıp PaÅŸa, dış politikasında da aynı uyum ve dengeyi aramıştır. Yüz yıldan beri Osmanlı Devleti aleyhine topraklarını geniÅŸletmekte olan Avusturya ve Rusya'ya karşı dayanabileceÄŸi bir devlet olarak, ÅŸimdi giderek güçlenmekte olan Prusya ile bir antlaÅŸma imzalamış ve bunu bir savunma ittifakına dönüştürebilmenin yollarını aramıştır. Rusya ve Avusturya'ya karşı karşıt-ağırlık olmak üzere Prusya'nın seçilmesinin nedeni, bu devletin hiçbir Osmanlı toprağı ya da çıkarı ile ilgisinin olmamasıdır. Bu çabalar, Osmanlı Devleti'nin zayıflamasının ve Avrupa diplomasisi içine girerek müttefik aramasının baÅŸlangıcÄ... (Devam)
cc) İspanya Veraset Savaşları ve Utrecht Barışı (1713): Büyük bir miras bırakacak olan İspanya Kralı II. Charles'ın 1700 yılında ölmesi Avrupa'yı bir dizi savaşa daha götürdü: İspanya Veraset Savaşları. Bu savaşların dünya tarihi açısından önemli özellikleri vardır. Bir kere, 18 yüzyılın gelecek savaşlarının tipik niteliğini aksettirmektedir; tüm halk tarafından değil, profesyonel ordularca yürütülen bir savaşlar dizisi olmuştur. İkinci olarak, dinin çok az rol oynadığı ilk büyük çaplı savaş olmuştur. Asıl önemli olan dava, ticaret ve deniz gücüdür. Üçüncü olarak, "dünya savaşı" denebilecek ilk savaştır. Avrupa'nın önde gelen devletlerinin yanı sıra, denizaşırı dünyayı da içi... (Devam)
(İpek Yolu); Çin'den başlayarak Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa'ya kadar uzanan ve dünyaca ünlü ticaret yoludur.
Milattan yüzyıllar önce Mısırlılar daha sonra da Romalılar Çinlilerden ipek satın alırlardı. Ulaşım ise daha sonra İpek Yolu adı verilen güzergahları izleyen kervanlarla sağlanırdı.
İpek endüstrisi eski çağlardan beri birçok milletin hayatında çok önemli bir yer tutmuştur. Uzak Doğu'dan gelen ipek ve baharat Batı dünyası için uluslararası ilişkilerde önemli bir yol oynamıştır. İpek ayrıca Doğu kültürünün Batı tarafından tanınmasını da sağlamıştır. Doğu'nun ipeği ile baharatının kervanlarla batıya taşınması Çin'den Avrupa'ya ulaşan ticaret yollarını oluşturmuştur. Orta Çağda ticaret kervanları şimdiki Çin'in Xian kentinden hareket ederek Özbekistan'ın Kaşgar kentine gelirler burada ikiye ayrılan yollardan ilkini izleye... (Devam)
İspanya daha önce 711 yılında Emeviler döneminde Müslümanların eline geçmiş ve Kordoba merkez olmak üzere bir emirlik kurmuştur. 300 yıl İspanya'da egemenlikleri sürmüş buna bağlı olarak kendi kültür ve sanatlarını burada görkemli bir şekilde yaşatmışlardır. Endülüs'te dikkati çeken iki önemli yapı olan Kordoba Camisi ve Elhamra Sarayı'dır.
Kordoba Camisi: (786): 1. Abdurrahman tarafından yaptırılmıştır. Caminin içi kırmızı tuğla ve beyaz taşın birlikte kullanılmasıyla göz alıcı bir manzara sergilemektedir. İlk kez bir camide at nalı biçiminde kemer kullanılmıştır.
Elhamra Sarayı: İspanya'nın Granada kentinde 14. yüzyılda yapılmıştır. Sarayın yapımında malzeme olarak kireç, çakıllı kum ve kırmızı renkli bir kerpiç kullanılmıştır. Sarayın adı Elhamra, Arapça kırmızı anlamına gelmektedir.
 Saray üç bölümden oluşur. Birinci bölüm, hükümdarın ... (Devam)
(iii) Osmanlı Devleti'nin Zayıflama Nedenleri 1 Merkezi Yönetimin Bozulması
2 Ekonominin Bozulması
3 Askeri Sistemin Bozulması
4 Sosyal Alandaki Bozulmalar
5 Eğitim Sisteminin Bozulması
6 Dış Etkenler (Başarısız savaşlar)
7 İç İsyanlar
Özel olarak Osmanlı Devleti'nin önce duraklama ve sonra gerilemesinin açıklanmasında, Kanuni sultan Süleyman'dan sonra gelen padişahların büyük bir çoğunluğunun yeteneksizliği, zevk ve sefa düşkünlüğü ve kimin de psikolojik bakımdan dengesizliği, önemli bir neden olarak gösterir. Bu tümüyle doğru bir açıklama olmaz. Osmanlı devletinin zayıflamasının asıl açıklayıcı nedenleri, bir yanda genel olarak İslam dünyasının yukarıda anlatılan zayıflı... (Devam)
Tarihçiler Yunanistan tarihini üç büyük bölüme ayırırlar; Eski Yunan tarihi, Orta Devir-Bizans tarihi ve Yeni Yunanistan tarihi. M.Ö. (2000-146) tarihleri arasında hayat süren Eski Yunanlıların bu devirleri de dört bölüme ayrılır; M.Ö. (2000-500) yıllarına kahramanlık seneleri ve ilk olimpiyat seneleri adı verilir. M.Ö. (500-400) yıllarında meydana gelen İran savaşları, medeniyet seneleridir.
M.Ö. (400-300) yılları eski Yunanlıların gerileme devridir. İskenderin Makedonya, Tiva ve İsparta istilaları bu devre dahildir. M.Ö. (300-146) tarihleri dördüncü ve son devirdir. Bu son devre aynı zamanda Helenistik Dönem de denir. M.Ö. 146 yılında Roma İmparatorluğunun idaresi başlar. Romalılar M.S. 395'te ikiye ayrılınca Yunanlıların Orta Dönem ve Bizans tarihi başlar. Bizans İmparatorluğunun ilk hükümdarı Konstantin'dir.
Konstantin 330 yılında, Doğu Roma'nın Bizans şehrini alarak ismini "Constantinople" şeklinde değişti... (Devam)
Sufi ve tasavvuf kelimeleri Kur'ân ve hadislerde zikre¬dilmediği gibi, sahabe ve tabiin devrinde bilinen kavramlar da değildir. Sufi; Tasavvuf ehline verilen isim ve sıfatlar arasında en çok tutulanıdır. Suhreverdi, mukarrebunu sufiye, abrarı mutasavvıfa anlamında kullanmaktadır. Sufinin, Cenabı-ı Allah'a kurbiyetten, ruh makamına yükselen kişi olduğunu, mutasavvıfanın ise zühde hayatına özenen kimse olduğunu söylemektedir. Hicri II. asrın ortalarından sonra kullanılmaya başlayan ve giderek yaygınlaşan kavram "sufi" kavramıdır.
Sufi ve tasavvuf kelimeleri Kur'ân ve hadislerde zikre¬dilmediği gibi, sahabe ve tabiin devrinde bilinen kavramlar da değildir.
Sufi; Tasavvuf ehline verilen isim ve sıfatlar arasında en çok tutulanıdır. Suhreverdi, mukarrebunu sufiye, abrarı mutasavvıfa anlamında kullanmaktadır. Sufinin, Cenabı-ı Allah'a kur... (Devam)
millattan önce avrupa, siyasi tarih, oral sander siyasi tarih, m.ö 500 ile m.s 500 arası avrupa tarihi
4. Avrupa Mezopotamya uygarlığının geliştiği dönemde Avrupa'da durum çok farklıydı. Burada, büyük taş bloklarının birbiri üstüne konmasıyla oluşan tapınaklarıyla hala ilkel bir "megalit" kültürü yaşanmaktaydı. Bu kültürü yaşayanlar, dönemin ilkel tarım aletleri göz önüne alınırsa, verimsiz sayılabilecek Avrupa topraklarında (fazla yağışın yol açtığı çamur tabakasının yarılamaması) ancak çok küçük çaplı tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorlardı.
           MÖ 1700'lerde, doğudan gelen, Hint-Avrupa dillerini konuşan ve bronz yapmayı öğrenmiş barbar kavimler, Atlantik Okyanusu kıyılarına kadar yayıldılar ve buradaki barışçı megalit yapan insanları denetimleri altına aldılar. Zamanla Hint-Avrupa dili kıtaya egemen olacak, bu barbar kavimler bugünkü Avrupalının ilk çıkış noktasın... (Devam)
avrupa hunların hayat tarzı ve inancı, avrupa hunların hayat tarzı, avrupa hunlarının yaşam tarzı, avrupa hunlarının inançları, avrupa hunlarının gelir kaynakları
Avrupa Hunların Hayat Tarzı ve İnancı 5. yüzyıl ortalarında Orta Avrupa'da hüküm süren Hun toplumun yapısı elbette 4. yüzyıl sonundakinin aynı değildi. Servet artmış ve devlet kuvvetlenmişti. Buna paralel olarak sosyal yapının değişmesi normaldi. Bizans 430'larda Hunlara 350 Libre altın ödüyordu ve bu vergi, Attila ve Bleda zamanlarında iki katına çıkarıldı. 447 Trakya muharebelerinden sonra ödenmeyen vergiler karşılığı olarak toptan 600 Libre altın ödenecekti. Yıllık vergi 3 katına çıktığından 2100 Libre altın alacaklardı. Uldin'in hâkimiyetinin ilk yıllarında Hunlar Romalı esirler karşılığında 1 Solidus alırlardı, 435'de esirler karşılığında 8 Solidus ve bu fiyat 443'de 12 Solidus'a yükselir. Arada bir rastgele kazanç sağladıkları... (Devam)
İrlanda'nın ilk yerlileri M.Ö. 6000 yılında Avrupa'dan geldiler. Daha sonra Keltler M.Ö. 400 yılında Gaal'dan gelerek Gal uygarlığını kurdular. St. Patrick 432'de İrlanda'ya Hıristiyanlığı getirdi ve halk yeni dini kabul etti. M.S. 975'ten 1041'e kadar ada Vikinglerin saldırılarına maruz kaldı. 1170 yılında Norm'lar İrlanda'ya geldiler ve 14. yüzyılda ülkenin büyük bir bölümüne hakim olup, Dublin'i kendilerine başşehir yaptılar.
1534 yılında Sekizinci Henry, İngiltere'nin hakimiyetini yeniden kurmak için harekete geçti. Başlangıçta barışçı yollardan yaklaştı ise de, başarılı olamayınca adaya saldırdı. Ayaklanma ve direnmeler çoğalınca daha şiddetli tedbirlere başvurdu. İrlandalılar İngiliz yönetimi karşısında pek çok ayaklanma düzenlediler, fakat başarılı olamadılar. 1801'de İrlanda İngiltere'ye katıldı. İrlanda 1848-1849 yıllarında büyük kıtlığa sahne oldu. Bu sebepten büyük göçler başladı, n... (Devam)
Osmanlı Devleti tarafından Mısır'a gönderilen son hidiv. 14 Temmuz 1874 (H. 1291) senesinde, İskenderiyye'de doğdu. Hidiv Tevfik Paşa'nın oğludur. Mısır'da prenslere âit mektebde okuduktan sonra İsviçre'de tahsil gördü. Kardeşi Mehmed Ali ile beraber Viyana'daki Theresianum okuluna devam etti. 1892 (H. 1310)'da babasının vefâtı üzerine on sekiz yaşında Osmanlı Devleti tarafından Mısır hidivliğine getirildi.
Abbâs Hilmi Paşa'nın genç ve idâri işlerde tecrübesiz olması sebebiyle, Osmanlı hükûmeti Mısır'da senelerce Osmanlı Devleti Mısır fevkalâde komiserliği yapan ve Mısır'ın idaresiyle ilgili işlerde tecrübesi ile tanınan Ahmed Muhtar Paşa'yı kendisine müsteşâr-ı hâs tâyin etti. Böylece İngiltere'nin, hidiv Abbâs Hilmi Paşa üzerindeki te'sir ve telkinleri önlenmek istenmişti. Fakat İngilizler, Mısır'ın içişlerine karıştılar ve Mısır'daki işgal kuvvetlerini artırdılar. Mısır ordusun... (Devam)
Lale Devri ve Önemi Bir barış adamı olan III. Ahmet, Pasarofça Antlaşması'ndan sonra 12 yıl sürecek olan barış döneminde, Batılılaşma ve reform yönünden ciddi girişimlerde bulunma olanağına kavuştu. Haremin çevirdiği dolaplardan göreli olarak uzak kaldı. Hoşgörülü, Batı ile Doğu'nun uygarlıklarını birleştirmesini bilen, gelişmekte olan modern dünyayı anlayan, gelişmiş kafa yapısına sahip, uygar bir monarktı. İstanbul'da Fransız Büyükelçisi'nin getirdiği planlara uygun olarak, kendisine yazlık Sadabat Sarayı'nı yaptırdı. Kendisine bu konularda, güzel sanatlara çok düşkün olan Sadrazam Damat İbrahim Paşa da yardım etmiştir.
           III. Ahmet zamanı, ünlü Lale Devri'dir. Lale, dönemin edebiyatının, öteki güzel sanatların ve Batılılaşma hareketlerinin simgesi durumuna gelmiştir. O kadar ki, lale 20. yüzyılda Cumhuriyet dönemine kadar Türk şiirinin simgesi olma durumunu korumuştur. Lale Dev... (Devam)
Endüstri Devriminde Kitle Toplumunun Ortaya Çıkması, sanayi devriminde kitle toplumunun ortaya çıkması
4. Kitle Toplumunun Ortaya Çıkması            Buraya kadar özetlenmeye çalışılan bilimsel, teknolojik ve endüstriyel deÄŸiÅŸiklikler, çaÄŸdaÅŸ tarihin de baÅŸlangıç noktasıdır. Yeni endüstriyel teknikler, büyük çaplı giriÅŸimleri ve kentsel yerleÅŸme bilimlerini ortaya çıkardı. ÖrneÄŸin, yeni çelik endüstrisi, 10'a kadar işçi çalıştıran bireysel giriÅŸimleri öldürdü. Fazla üretimin sonucu olan depresyon (1873 - 1895) sonucunda, yeni makineler alacak mali gücü olmayan ve endüstri devriminin birinci aÅŸamasının ürünü olan küçük aile iÅŸletmeleri, dayanamayıp teker teker yok oldular. Dolaysıyla geniÅŸ çaplı giriÅŸimler, tröst ve karteller ekonomik sisteme egemen hale geldiler. 20. yüzyıla gidilirken, ne kadar acımasız olursa olsun, artık endüstrileÅŸme sürecinin durdurulamayacağı anlaşıldı ve her türlÃ... (Devam)
1400     Bursa'da I. Bayezid tarafından Ulu Cami' yaptırıldı; İlk Osmanlı Darü'ş-şifa'sı Yıldırım Bayezid tarafından inşa edildi.
1400     Timur, Suriye'de Memlûklüleri yendi.
I. Mehmet Çelebi veya I. Mehmed (d. 1382, Bursa - ö. 26 Mayıs 1421, Edirne). 5. Osmanlı Sultanıdır. Babası Yıldırım Bayezid, annesi de Germiyanoğullarından Devlet Hatun'dur.
Doğum tarihini 1375, 1379, 1382, 1386, 1390, 1391 gösteren kaynaklar da bulunmaktadır; ama tarihçiler doğumu için kesin kaynakla tarih bulunmadığını kabul ederler. Arap ve Bizans tarihlerinde "Kirişci" veya "Kiri" olarak lakap verilmiştir. Bunların çeşitli kaynaklarda değişik açıklamaları bulunur. Yay yapma özellikle yayın tutturulduğu ve çekildiği sert ipten kiriş yapma sanatini öğrenmiş olması, gençliğinde güreşcilik yapması, gençliğinde kendinin öldürülmesinden korkup bir kirisçinin yanında çıraklık yapması, gençliğinde yay kirişi ile boğulmak istenmesi şeklinde açıklamalar yapılmıştır.
Ankara Savaşı'ndan önceki yaşamı
Çelebi sözcüğünün okuma yazma bilen, medrese veya eşit tahsilli kişi... (Devam)
(iii) Sokullu Dönemi: Zayıflamaya Karşı Önlemler: Kanuni Sultan Süleyman'dan sonra gelen padişahların çoğu devlet işlerine büyük ilgi göstermemişlerdir. Bu durum bir bakıma ülkenin yararına da oldu denebilir. Çünkü devlet işleri hemen tümüyle yetenekli sadrazamların eline geçmiş (Sokullu ve Köprülüler gibi) ve "zayıf padişahlar ve güçlü sadrazamlar" dönemi başlamıştır.
           Kanuni'den sonra tahta geçen II. Selim döneminde (1566 - 1574) Rus gücü Osmanlıları Karadeniz'in kuzeyinden tehdit etmeye başlamış, Kazan Hanlığı ve tüm Volga vadisi üzerinde egemenliğini kurmuştu. Üstelik Türkistan'ın da ele geçmesiyle buradaki Müslümanların, Osmanlı padişahının koruyucusu olduğu kutsal yerlere dini ve ticari amaçlarla gitm... (Devam)
hıristiyanlık, hristiyanlık nedir, hıristiyanlık nedir, hıristiyanlık nasıl yayıldı, hıristiyanlık nerede yayıldı, hıristiyanlık hakkında bilgi, hıristiyanlık ne zaman oldu.
d. Hıristiyanlık Dar anlamda Hıristiyanlık, MS 27-30 yılları arasında Filistin'deki Nazareth kentinde İsa'nın vaaz vermesi ve ölmesiyle başlamışsa da, öğretisi bölgede uzun süreden beri var olan Musevilik'in değişik koşullar altında bir bakıma tekrarı, bir bakıma da geliştirilmiş biçimi sayılabilir.
Yahudi dini hem tek tanrılı dinsel bir genişlik, hem de dar ve katı bir ırkçılığın ilginç bir karışımıydı. İsa'nın yaşadığı döneme gelindiğinde, Yahudiler, tüm insanları doğru yola çekecek ve onları "Tanrı'nın seçtiği halk" olan Yahudilerin iyilikçi sıkı denetimi altına sokacak olan bir kurtarıcı ya da "Mesih" bekliyorlardı. MÖ 63 yılında dolaylı bir biçimde Roma'nın baskıcı ve bozuk yönetimine giren Yahudiler ve bölg... (Devam)
Meksika, Kuzey Amerika'da tarihi çok öncelere dayanan tek ülkedir. M.Ö. birinci yüzyıla doğru körfez bölgesi, Oaxaca, merkezi yayla, çok gelişmiş bir kültür ve sanata şahit oldular. Bu durum eski Maya İmparatorluğunun doğuşuna tesir etti. Bu imparatorluk, 4. yüzyılda tarih sahnesine çıkarak yedinci asırdan sekizinci asır sonuna kadar, Yucatan'dan Guatemala'ya kadar genişledi.
Aynı dönemde birinci ve dokuzuncu yüzyıl arasında ekonomik ve sosyal yönden Mayalar derecesinde teşkilatlanmış çeşitli medeniyetler, Oaxaca da, merkezi yaylada ve körfez kıyısında geliştiler. Bunlara klasik medeniyetler adı verilir.
Sonra, 9. yüzyıldan 12. yüzyıla kadar gelişen Tula Toltekleri ortaya çıktı. Fakat bunların medeniyeti yeni kabilelerin tesiri altında değişikliğe uğradı. 987 yılında Maya-Toltek karışımı yeni bir medeniyetin doğmasına sebep olan, yeni Maya İmparatorluğu kuruldu. Aynı dönemlerde kuzey kabileleri yayla üzerine y... (Devam)
Osmanlı Devleti'nin XVI.yüzyılda bir "cihan devleti" özelliği kazandığı bilinmektedir. Bu görünüş, siyasi, askeri ve mali yönden olduğu kadar hukuki bakımdan da desteklenmiş ve özellikle bu sonuncu keyfiyet, çağa damgasını vurmuştur. XVI. yüzyıla Kanuni Sultan Süleyman çağı denilmesi de bu anlayışı gözler önüne serer.
Osmanlı Devleti'nin XVI.yüzyılda bir "cihan devleti" özelliği kazandığı bilinmektedir. Bu görünüş, siyasi, askeri ve mali yönden olduğu kadar hukuki bakımdan da desteklenmiş ve özellikle bu sonuncu keyfiyet, çağa damgasını vurmuştur. XVI. yüzyıla Kanuni Sultan Süleyman çağı denilmesi de bu anlayışı gözler önüne serer.
1520'de Osmanlı tahtına çıkan Sultan Süleyman'ın "Kanuni" sıfatıyla anılması, başka bir açıdan dönemin vasfını tayin eder. Buraya kadar sözünü ettiğimiz bu yaygın ve popüler kanaat, acaba tam olarak nasıl değerlendirilmelidir' T... (Devam)
Kuzey Kore'nin tarihi, 1948 yılına kadar Güney Kore'nin tarihi ile aynıdır. Kuzey Kore, 1948 yılında Sovyetler Birliği'nin işgal ettiği bölgede kuruldu. Sovyetler Birliği geri çekilince, iki Kore'nin birleştirilmesi için sarfedilen çabalar sonuç vermedi ve doğan gerginlik, 1950 yılında savaşa yol açtı. Bu savaşta Kuzey Kore, Güney Kore'yi işgal etti. BM tarafından müdahale edilerek Güney Kore'den çıkarıldı.
1953'te Kore Yarımadası, 38° enlemi sınır olmak üzere ikiye bölündü. Ülke 1948'den beri KimSung diktatörlüğüyle yönetilmektedir. 1972'den bu yana iki Kore'nin tek ülke olarak birleştirilmesi için yapılan çalışmalar sonuç vermedi. 1975'ten sonra, Kuzey Kore, batılı ülkelere ve Japonya'ya yaklaşma siyaseti gütmeye başladı. Sosyalist ülkelerde uygulanan yumuşak politika Kuzey Kore'de de uygulanmaya başlanmış olup, Kuzey ve Güney arasındaki gerginlik giderek azalmaktadır. (Devam)
1117-1194 Irak Selçuklu Devleti: Kurucusu Mahmud tarafından kurulmuş, Harezmşahlar tarafından yıkılmıştır.
1122     Ruslar, Kumanlar'ı yendiler.
1124     Tunguz Juchenler, Çin'den Moğol Kitanlar (Liao Hanedanı: 916-1124)'ı çıkardılar. Bu gelişme Semirechye/Yedisu'da Karahitay Devleti'nin kurulması ile sonuçlandı.
Dört halife dönümden sonra halifelik Emevilere geçmiştir. İlk Emevi halifesi Muaviye'dir. Onun döneminde devletin başkenti Şam olmuştur. Emeviler döneminde devletin sınırları Azerbaycan'dan İspanya'ya kadar genişlemiştir. Emeviler fethettiği topraklardaki toplumların kültürlerinden etkilenmiştir. Buna bağlı olarak oluşan mimari yapılarda bölgeden bölgeye değişiklik göstermiştir. Bu İslam medeniyetinin zengin bir yapı mimarisinin oluşmasını sağlamıştır. Böylelikle Emeviler döneminde mimari alanda ilk anıtsal örnekler ortaya çıkmıştır. Dini mimaride Camiler ön plandayken Sivil mimaride daha çok saraylar yapılmıştır.
a)Â Dini Mimari
Dini mimaride bahsedildiği gibi ön planda olan mimari yapılar camilerdir.
Mescidi Aksa Camisi (702): Emevilerin en parlak dönemini yaÅŸadığı halife Abdülmelik tarafından büyütülen ve geniÅŸletilen bu cami, bir Bizans kilisesinin kalıntıları üzerinde yapılmıÅ... (Devam)
III. Murat, 3. Murad, 3. Murat, üçüncü Murat, III. Murad, Siyasi Olaylar, Dönemi, III. Murat (d. 4 Temmuz 1546 - ö. 16 Ocak 1595), 12. Osmanlı padişahı. Şehzadeliği II. Selim'in Nurbanu Sultan'dan olan en büyük oğlu ve varisidir. Nurbanu Sultan'un asıl adının Raşel olduğu ve Musevilikten Müslümanlığa döndüğü söylenir. Babasıyla anasının kimler olduğu ise bilinememektedir. 22 Aralık 1574 (Ramazan ayı) Çarşamba sabahı, Osmanlı mülkünü devralır almaz ilk iş olarak 5 kardeşini boğdurmuştur. İyi bir eğitim alan şehzade Arapça ve Farsça öğrendi. 1558 yılında babası II. Selim'in Manisa Sancakbeyliği'nden Karaman Valiliğine atanması sonucu dedesi Kanuni Sultan Süleyman tarafıdan Alaşehir Sancakbeyliği'ne gönderildi. II. Selim padişah olduktan sonra Manisa Sancakbeyliği'ne gönderildi. Babası II. Selim'in vefatından sonra 22 Aralık 1574'de İstanbul'a gelerek Osmanlı tahtına oturdu. Padişahlığı Osmanlı Devleti, Leh... (Devam)
İlk metro 126 yılönce açılmıştı 17 Ocak 1875′te Tünel'in hizmete girmesiyle İstanbul, Londra'dan sonra dünyanın ikinci metrosuna sahip olma özelliğini kazanmıştı. Karaköy-Beyoğlu arasında çalışan Tünel, bir İstanbullu için, trafik keşmekeşinden uzak, yapılabilecek en kısa ama en keyifli yolculuktu.
İlk metro 126 yılönce açılmıştı 17 Ocak 1875′te Tünel'in hizmete girmesiyle İstanbul, Londra'dan sonra dünyanın ikinci metrosuna sahip olma özelliğini kazanmıştı. Karaköy-Beyoğlu arasında çalışan Tünel, bir İstanbullu için, trafik keşmekeşinden uzak, yapılabilecek en kısa ama en keyifli yolculuktu.
Tünel'in açılış töreni; tarih, 17 Ocak 1875
Günümüzde, 125 yıllık bir mazinin yükünü sırtında taşıyarak, karınca misali seferlerine aralıksız devam eden bizim küçük Tünel'imiz, artık bir megapol haline gelmiş İstanbul'da yaşayanların bir kısmı için, belki fazla bir anlam ifade etmeme... (Devam)
2. mustafa, 2. mustafa dönemi, osmanlı padişahı 2.mustafa
  II. Mustafa
II. Mustafa
Saltanatı 6 Şubat 1695- 22 Ağustos 1703
Padişah Sırası 22
DoÄŸum Tarihi 6 Åžubat 1664
Ölüm Tarihi 29 Aralık 1703 (39 yaşında)
Önce II. Ahmet
Sonra III. Ahmet
Soyu Osmanlı Hanedanı
Babası IV. Mehmet
Annesi Emetullah Rabia Gülnuş Sultan
Dini Ä°slam
II. Mustafa, (d. 6 Şubat 1664, İstanbul - ö. 29 Aralık 1703). 22. Osmanlı padişahıdır.
Babası Sultan IV. Mehmet, annesi Emetullah Rabia Gülnuş Sultan 'dır. Annesi Giritlidir. Kuvvetli bir ilim tahsili yaptı. Tahta geçtiğinin üçüncü günü yapacağı işleri anlatan bir hatt-ı hümayun yayınladı. Yazısında:
" Zevk, sefa ve rahatı kendimize haram eylemişizdir. "
Â
diyordu. Yine vezirlerinden birine yazmış olduğu yazı şöyledir:
" Bana ağırlık ve hazine lâzım deÄŸil. Yerine göre kuru ekmek yerim. Vücudumu din uÄŸruna harcarım. SıkıntÄ... (Devam)
Sonuç Kışın gelmesi üzerine Türk Ordusu'nun savaşmadan geri çekilmesi.
Taraflar
Avusturya
Almanya
Bohemya
Ä°spanya
Osmanlı Devleti
BoÄŸdan PrensliÄŸi
Kumandanlar
Nicholas
Graf von Salm I. Süleyman
Güçler
80.000 120.000
40 hafif top
Kayıplar
15.000 1.000-1.500
I. Viyana Kuşatması
I. Viyana Kuşatması, 27 Eylül-16 Ekim 1529 tarihlerinde Avusturya Arşidüklüğü'nün başkenti Viyana'nın I. Süleyman komutasındaki Osmanlı ordusu tarafından kuşatılmasıdır. Başarısız olan kuşatma sonucunda kale alınamamış ve Osmanlı ordusu İstanbul'a geri dönmüştür.
Kuşatmanın nedenleri
Mohaç Savaşı (1526) sonrasında Budin'in Osmanlı Devleti tarafından ele geçirilmesinin ardından, savaşa katılmamış olan Erdel voyvodası János Szapolyai Macar kralı olarak taç giymişti. Kanuni Sultan ... (Devam)
2. Viyana Kuşatması, II. Viyana Kuşatması, 2. viyana kuşatmasının sebepleri, 2. viyana kuşatmasının nedenleri, 2. viyana kuşatmasının sonuçları, II. viyana kuşatması sebepleri, II. viyana kuşatması sonuçları, II. viyana kuşatması
(vi) Viyana Kuşatması (1683): Sadrazam Kara Mustafa Paşa, bir "fatih" olarak dünyaya ün salmak hülyasında olan çok ihtiraslı bir adamdı. Bağnaz bir Hıristiyan düşmanı olarak, I. Bayezıt'in tehdidini yenilediği, yani bir gün Roma'nın St. Peter meydanında atla dolaşacağını söylediği rivayet edilir. Viyana'yı ele geçirdikten sonra Ren'e doğru yürüyüp Fransa Kralı 14. Louis ile savaşacağını da söylemekteydi. Ama ne var ki, bir askeri komutan olarak yetenekleri çok sınırlıydı.
           1680'lerle birlikte, Katolik yönetiminden memnun olmayan Protestan Macarlar ayaklanmaya başladılar imparatora karşı bir iki başarıdan sonra padişahtan yardım istediler. Ayrıca, Fransa'ya... (Devam)
1071 ' Sanduk Bey komutasındaki Selçuklu orduları, Bizans İmparatoru Romen Diyojen'in Malazgirt ve Ahlat'a gönderdiği kuvvetleri geri çekilmeye zorladı ve daha sonra Karahas'taki savaşta Bizans güçlerini dağıttı.
1492 ' Kristof Kolomb, İspanya'dan üç gemiyle Hindistan'a ulaşmak ve yeni kıtalar keşfetmek amacıyla yola çıktı.
1492 ' İspanyol Engizisyonu'nun ardından, İspanya'daki yaklaşık 200.000 Sefarad Yahudisi İspanyol krallığı ve Katolik Kilisesi tarafından ülkeden kovuldular, bunların büyük kısmı Osmanlı İmparatorluğu tarafından kabul edilecektir.
1869 ' Büyük Samsun yangını meydana geldi. 12... (Devam)
Steplerin Egemenliği, Moğollar, Moğol Egemenliği, Cengiz han, Orta Asya'da Moğol Egemenliği, Oral Sander Siyasi Tarih, Orta Asya'da Türk Egemenliği,
3. Steplerin Egemenliği: Moğollar ve Türkler (1000 - 1500) Siyasi tarihin ana konusu olan "modern devlet" ve çağdaş uygarlık birbirine zıt gibi görünen iki düşüncenin bileşimi ile oluşmuştur. Yerleşik toplulukların yarattığı inanç ve itaate dayanan düşünceyle göçebe toplulukların yarattığı kendi kendilerine yeterli ve bireysel çabaya dayanan, irade düşüncesi. Şurası açıktır ki, sürekli yer değiştiren ve savaşan bir toplumda, birey kendi kendilerine yeterli ve disiplinli olmak zorundadır. Böyle toplulukların önderleri de zorlayan değil, izlenecek şefler olmak zorundadırlar. Önder genellikle seçimle işbaşına gelir. Yerleşik topluluklardaysa, önderlerin tanrısallıkları vardır ve doğuştan gelen doğal bir hak olarak yönetirler. Bu koşullar altında, göçebe halklar,... (Devam)
Rüşvetçilik, ezeli bir hastalıktır. Tarihin hiçbir dönemi yoktur ki, bu habis nesneye rastlanmasın. İslam toplumunda da, rüşvet, kesinlikle yasaklanmasına rağmen, varlığını hep sürdürmüştür.
Rüşvetçilik, ezeli bir hastalıktır. Tarihin hiçbir dönemi yoktur ki, bu habis nesneye rastlanmasın. İslam toplumunda da, rüşvet, kesinlikle yasaklanmasına rağmen, varlığını hep sürdürmüştür.
Peçevi tarihine göre, İslam tarihindeki ilk rüşvet olayı, ünlü komutan Halid Bin Velid'in Hz.Osman'ın huzuruna girebilmek için bevvaba (kapıcıya) 2 altın vermesi hadisesidir. Hz. Ali ile Muaviye arasındaki çekişmede, Muaviye'nin birçok kişiyi yanına çekebilmek için rüşvete başvurduğu, aynı anlayışın oğlu Yezid tarafından da devam ettirildiği iddia edilmektedir. Emeviler döneminde, vâlilik gibi önemli memuriyetlerin satıldığı; Abbasiler döneminde, Sasaniler'le temas sonucu, onların bozuk bü... (Devam)
Alp Kutlug Bilge Kağan Devri, alp kutlug bilge kağan dönemi, uygurlarda alp kutlug bilge kağan dönemi, alp kutlug bilge kağan devri
Alp Kutlug Bilge Kağan Devri Tun Baga Tarkan 779'da Bögü Kağan'ı öldürerek Alp Kutlug Bilge unvanı ile Kağan oldu. Bundan sonraki Kağanlar onun soyundan geldiler.
İmparator T'ai-tsung zamanında (763-779) Dokuz Oğuzlar kendilerinin Uygur olduklarını söyleyerek karışık bir halde Çin'in başkenti Ch'ang-an'da ikamet ediyorlardı. Bunlar haksız yol ile kendi mallarını çoğaltıyor. Zararlı faaliyette bulunuyorlar, Uygurlarla beraber Çin'in resmi ve gayri resmi derdi oluyorlardı.
İmparator Te-tsung (780-804) tahta çıktıktan sonra Tudun'un bütün adamları ile Ch'ang-an'dan ayrılıp memleketine dönmesini emretti. Tudun ve adamları Cheng-Wu'ya gelerek orada birkaç ay kaldılar. Ve günlük ihtiyaçlarını karşılamak için 1.000 Chin (1 Chin=1 / 2 kg lık bir Çin ağırlık ölçüsü) et tal... (Devam)