Tarih Sözlüğü

Bu kategoride toplam 340 içerik bulunuyor.
Adliye Nezareti Nedir?
Osmanlı İmparatorluğu'nda XIX. yüzyılda kurulan Adliye teşkilatının bağlı olduğu makam. Avrupa usulüne göre kurulmuştur. Önce 1837'de Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye meydana getirildi. 1868'de bu teşkilatın yerine Şura-yı Devlet ve Divan-ı Ahkam-ı Adliye adlarıyla iki ayrı teşkilat kuruldu. Bir müddet sonra Divan-ı Ahkam-ı Adliye kaldırılarak yerine 1878'de Adliye Nezaretia teşkil edildi.

Müslüman olmayan azınlıkların mezhep işleri o zamana kadar "Hariciye Nezareti" tarafından yürütülürken, 1880'de "Adliye Nezareti" tarafından yürütülmeye başlandı. 1881'de çıkarılan bir nizamname ile nezaretin adı Adliye ve Mezahib Nezareti" olarak değiştirildi. Bu nezaret 1880'den itibaren Ceride-i Mehakim" adlı haftalık ve 1909'dan itibaren de Ceride-i Adliye adlı on beş günlük iki dergi çıkarmıştır.

Adliye Nazırları:

1-Ahmed Cevdet Paşa (1868, 1875-1876, 1876-1877, 1879-1883, 1886-1890)

2-Mustafa Fazıl Paşa (1868-187... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Bab-ı ali Nedir?
Başbakanlık (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Afaroz Nedir?
Hıristiyanlık dininde papa ve kiliseye karşı gelenlere verilen cemaatten çıkarma cezası. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Acemi Ocağı Nedir?
Orhan Bey zamanında kurulan Yaya ve Müsellem ordusu.

Sınırları genişleyen devletin ihtiyacına yetmez hale geldiğinden, esirlerden istifade yoluna gidilerek yeni maaşlı bir askeri teşkilat kurulması düşünülmüştür.

Bu düşünce ile I. Murad zamanında (XIV. yüzyılın son çeyreği), Çandarlı Kara Halil ile Molla Rüstem'in çalışmaları sonucunda, Gelibolu'da Acemi Ocağı kuruldu.

Savaş esirlerinin 1 akçe gündelikle Lapseki, Çardak ve Gelibolu arasında işleyen at gemilerinde 5-10 yıl çalıştırıldıktan sonra 2 akçe gündelikle Yeniçeri olmaları kararlaştırıldı. Ayrıca bazı esirlerin Anadolu'da Türk çiftçilerinin yanlarına verilerek, Türkleştirilmeleri de düşünülmüş ve teşkilat genişletilmiştir.

Acemi Oğlanı iki şekilde sağlanmıştır: 1) Savaş esirlerinin beşte birinden seçilerek; 2) Osmanlı sınırları içindeki Hıristiyan çocuklarından derlenerek.

Devletin, kanun hükmüne göre aldığı beşte... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Ağa Bölüğü Nedir?
İstanbul Ağası'nın odasına verilen addır.
Acemi oğlanları için Sultan Fatih Mehmed tarafından yaptırılan odaların otuz birincisi İstanbul Ağası'nın odasıydı. Ağa bölüğü önceleri bir bölükken, Acemilerin çoğalmasıyla dokuz bölüğe çıkarılmıştır (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Ağa Kapısı Nedir?
1826 yılına kadar Yeniçeri Ağası'nın resmi makamı olan binadır. Süleymaniye'de İstanbul Müftülüğü ile İstanbul Üniversitesi'nin Botanik Enstitüsü olarak kullanılan yerinde idi. Ağa Kapısı evvelce Çarşıkapı'da iken XVII. yüzyıl ortalarında buraya taşındı.

1826 yılında Yeniçeri Ocağı'nm kaldırılışına kadar yeniçerilerin en büyük subayı olan Yeniçeri Ağası burada çalışırdı. Burası, Yeniçeri Ağası'nın komutanlık makamı idi. Yanında ağanın lojmanı ve haremlik kısmı da vardır. Osmanlılarda "kapı" sözcüğü resmi daire anlamına geldiği için buraya Ağa Kapısı, Ağa Dairesi de denmiştir.

II. Osman, ayaklanan zorbalardan kaçarak 1622 yılında Ağa Kapısı'na sığınmıştır.

Birçok defa yanan bu bina her seferinde yeniden selamlık ve haremlik kısımları ile bir saray gibi yapıldı. 1659 yılında İstanbul'un dörtte üçünü yakan yangında Ağa Kapısı harabeye döndü. 1749'da Küçükpazar ... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Ahidname-i Humayun Nedir?
Osmanlılarda padişahlar tarafından verilen hat, ferman anlamına kullanılan deyimdir.
Menşei Abbasi ve Selçuklulara kadar dayanan ahidname geleneği Osmanlılarda da devam etmiş ve ahidname-i hümayun adıyla anılmıştır (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Ahilik Nedir?
XIII. yüzyılda doğarak Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda büyük rolü olan bir teşkilattır. Sıkı bir ahlak disiplini içinde oldukları için bir tarikat, ilk önce esnaf teşkilatı arasında yayıldıkları için de bir esnaf teşkilatı zannedilmiştir,

İstanbul'un fethine kadar kuvvetli bir teşkilat olarak yaşadı. Yerini XV. yüzyılda Lonca teşkilatına bıraktı. Ahi başkanları zaviye (küçük tekke)yi yaptırarak içerisini halı, kilim ve başka eşya ile döşerler ve kandiller asarlardı. Zaviyelerde imamlar, müderrisler, ketipler, vaizler, sileh talimcileri, hattatlar, şairler, şarkıcı ve rakkaslar bulunurdu.

Ahi zaviyelerine kabul olunanlar, Ahe terbiyesini okuyarak, dinleyerek ve birlikte yaşayarak alıyorlardı. Zaviyede öğretmen ve pirler önünde şarkılar ve ilahiler okunur, oyunlar oynanırdı. Ahi teşkilatına ilk giren adayın başı traş edilir, tövbe ve telkin verilirdi. Taç, hırka ve şalvar giyerlerdi. Bu adaylar uzun bir de... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Ahkam Defteri Nedir?
Kanunnamelerle hükümlerin ve kanun mahiyetinde olan kararların kaydedildiği defterdir.
Kalemlerin hepsinde ahkam defteri bulunur, her sene için ayrı bir defter tutulurdu. Defterin dolması ile bir sene içinde ikinci deftere geçildiği de olurdu. Önemsiz kalemlerde defterin dolmaması halinde aynı deftere devam edilirdi. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Akağalar Nedir?
Osmanlı Sarayında kullanılan hizmetlilerin bir kısmına verilen addır.

II. Murad zamanında sarayda görevlendirilen Akağalar, halifeliğin ilgasına kadar sarayda görevlendirildiler.

Akağalar, Boşnak ve Anadolu menşeli hadımlardır. II. Murad zamanında sayıları 40 kadardı.

Akağaların en büyüğü Kapı Ağası idi. Ondan sonra sırasıyla Has Odabaşı, Hazinedarbaşı, Kilercibaşı, Saray Kethüdası gelirdi. Terfi sırası aşağıdan yukarı doğruydu. Has Odabaşı terfi ederse Kapı Ağası olurdu. Yukarıdaki hizmetlilerden başka beş asker Köse başı unvanını alırdı. Köse başından alt sırada Başeski bulunur, iki asker de Üzengi Ağası adını taşırdı.

Kapı Ağası'nın, sarayın kapılarının muhafazası, içeri girip çıkanların kontrolü, padişahın özel hizmetleri gibi görevleri vardı. Akağalar genellikle kapı bekçiliği, hazine-i hümayanun korunması, harem ve diğer dairelerin denetlenmesi gibi görevleri üst... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Akıncılar Nedir?
Seri hareketlerinden dolayı, Osmanlı Türklerinin hafif süvari kuvvetlerine verilen addır.

Akıncılar iyi binici olan atlılardan meydana gelirdi. Akıncılar ya sınırdaki yerlerde veya sınıra yakın bölgelerde bulunurlar, yaz kış akın yaparlar; mal ve esir alırlar, düşmanın durumu, yollar ve düşman kuvveti hakkında önemli bilgi getirirlerdi.

Akıncıların hepsi de Türklerden seçilirdi. Babadan oğula geçmek üzere bir ocak da meydana getiren akıncılar, savaş zamanında ordunun keşif kolu hizmetini görürlerdi.

Akıncı kanunnamesi gereğince, bin akıncıya, bir binbaşı, yüz ere bir subaşı ve on ere de onbaşı komuta ederdi. Düşmanla karşılaştıklarında, belirli aralıklarla arka arka durarak takımlara ayrılırlar; hücum eden öndeki kısmın yardımına arkadakiler yetişirdi. Akıncıların hücumları çok ani ve sert olduğu için, düşman saflarını sarsarlar ve parçalarlardı.

Bir akının "akın" adını alabilmesi... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Alay Nedir?
Osmanlılarda askeri ve sivil merasimin tertip ve nizamına, tabur ile liva arasındaki askeri bir kıtaya verilen ad.

Alay-ı hümayun: Osmanlı padişahlarının sefere giderken, seferden dönerken veya sefere giden, seferden dönen orduyu uğurlarken ve karşılarken, saraydan Davudpaşa'ya kadar tertip edilen alay.

Mevlut alayı: Mevlid-i nebevi sebebiyle padişahın mevlut dinlemek üzere, merasimle önce Sultanahmed Camii'ne sonraları diğer camilere gitmesi ve aynı merasimle Saray'a dönüşünde yapılan olay.

Valde alayı: Tahta yeni çıkan Osmanlı padişahının eski saraydaki (Üniversitenin bulunduğu yerde) valdesini yeni saraya (Topkapı Sarayı) getirmesi sebebiyle yapılan alay.

Sürre alayı: Mekke ve Medine halkına Osmanlı Devleti tarafından gönderilen para ve hediye sebebiyle Saray avlusunda yapılan merasim.

Kılıç alayı: Tahta yeni çıkan padişahın cülusundan bir süre sonra, bazen deniz yolu ile gidip karadan, bazen karadan gidip... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Alemdar Nedir?
Bayrak taşıyanlar hakkında kullanılan bir tabirdir.

Bu anlamda sancakdar da kullanılırdı. Alemdarlık Yeniçeri Ocağı'nda bir vazifeydi.

Ebu Eyyub el- Ensari Alemdar-ı Resul olarak tarihe geçtiği gibi Sultan Mahmud zamanında sadrazamlık eden Mustafa Paşa da alemdarlıkla şöhret bulmuştur (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Altı Bölük Halkı Nedir?
Yeniçeri askerinin süvari kısmını meydana getiren ve Ebna-yı Sipahiyan unvanını alan altı bölüğe verilen addır.

Bu altı bölük mensuplarına altı bölüm neferatı da denilirdi. Altı bölük sipah, silahdar, ulufeciyan-ı yemin, ulufeciyan-ı yesar, gureba-yı yemin ve gureba-yı yesar bölüklerinden meydana gelmekteydi.

Uzun bir süre yalnız ismen devam ettirilen altı bölük Yeniçeriliğin kaldırılmasıyla (1826), lağvedildi. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Anadolu Beylerbeyi Nedir?
nadolu Eyaleti'nin en büyük idari amiridir.

İlk defa Sultan II. Murad zamanında kurulmuş, Anadolu Beylerbeyi unvanı ile bir görevli, eyaletin başına geçirilmiştir.

Anadolu Beylerbeyi eyaletin askeri ve idarî işlerini yönettiği gibi açılan seferlere eyalet askerleri ile birlikte katılırdı. Sırada, Rumeli Beylerbeyi'nden, sonra gelirdi. Zamanla Anadolu Beylerbeyi'nin önemi azalmış; Mısır, Bağdat ve Budin beylerbeylerinden sonra yer almaya başlamıştır. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Anadolu Defterdarı Nedir?
Anadolu Eyaleti'nin mali işlerinin amiridir.

Divan üyesidir. Anadolu Defterdarlarına XVIII. yüzyıl başlarında Şıkk-ı sani unvanı verildi.

III. Selim zamanında, Nizam-ı Cedid'in kurulmasıyla Şıkk-ı sani defterdarı, Nizam-ı Cedid hazinesine memur oldu. Bu makam da Nizam-ı Cedid'le birlikte kaldırıldı. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 1 yorum
Anadolu Hisarı Nedir?
İstanbul Boğazı'nın en dar (780m.) yerinde, Rumeli Hisarı karşısında, Göksu Deresi'nin başındadır. Karadeniz'den Bizans'a gelebilecek yardımları önleyecek bir ileri karakol olarak 1395 yılında Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılmıştır.

Bu kale savunma özelliği taşıyan bir askeri yapıydı. Bu sebeple de Hisar'a "Gözlüce" adı verilmişti. Kaleler XIII. yüzyıla kadar gemilerin Boğaz'dan geçişini engelleyemezlerdi. Yıldırım Bayezid'den yarım yüzyıl sonra Fatih Sultan Mehmed İstanbul'u Türk-İslam ülkesi yapmak isteyince Anadolu Hisarı'nın karşısına Rumeli Hisarı'nı kurdu.

Fatih Sultan Mehmed, Rumeli Hisarı'nı yaptırırken (1452) her iki kalenin toplarla takviye edilmesiyle Boğaz'dan geçişin kontrolünü sağlamış ve Anadolu Hisarı'nı da bazı ilavelerle onartmıştır.

Kale çeşitli adlarla tanınır. Tarihçi Tursun Bey'e göre Yeni Kale, Şeyhülislam Hoca Sadeddin Efendi'ye göre Akçahis... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Anadolu Kazaskeri Nedir?
Anadolu adalet işlerinin amiridir.

Divan üyesidir. (Rumeli ve Anadolu kazaskerlerine Sadreyn efendiler de denirdi.) Sıra bakımından Rumeli kazaskerlerinden sonra gelirdi. Anadolu kazaskerlerinin hanelerinde açtıkları divana, Anadolu Kazaskeri Divanı adı verilirdi. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Nedir?
Milli Kurtuluş Savaşı başında Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak'a bağlı kuruluşların birleşmesiyle meydana gelmiştir.

4 Eylül 1919'da Sivas'ta toplanan kongrede Anadolu ve Rumeli'de kurulmuş Müdafaa-i Hukuk-ı Miliye teşekkülleriyle Redd-i İlhak heyetlerinin temsilcileri, bir ad ve bir tüzük altında birleşilmesini kabul ederek, 7 Eylül 1919'da "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti"ni kurdular.

Cemiyet, 23 Temmuz 1919'da toplanmış olan Erzurum Kongresi'nce kabul edilen "Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" nin tüzüğünü esas alarak hazırladığı yeni bir tüzük ve beyannameyi 11 Eylül 1919'da Heyet-i Temsiliye namına Mustafa Kemal Paşa'nın imzası ile Sivas valiliğine vermiştir.

Beyannamede, "Anadolu ve Rumeli'de müteşekkil bil-umum Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye vesair milli ve vatani milli cemiyetlerle Redd-i İlhak heyetlerinin Sivas'da 4 Eylül 335 tarihinde akdettikleri umumi kongre kararıyla “Anadolu ve Rumeli Müda... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Anayasası (1921) Nedir?
Kanun Numarası : 85

Kabul Tarihi : 20 Ocak 1337 (1921)

Madde 1.

Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. Yönetim biçimi; halkın kendi yazgısını doğrudan ve fiilen yürütmesi esasına dayanır.

Madde 2.

Yürütme erki ve yasama yetkisi, milletin tek ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi'nde belirlenir ve toplanır.

Madde 3.

Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi tarafından yönetilir ve hükumeti "Büyük Millet Meclisi Hükumeti" unvanını taşır.

Madde 4.

Büyük Millet Meclisi, iller halkınca seçilen temsilcilerden oluşur.

Madde 5.

Büyük Millet Meclisi'nin seçimi iki yılda bir yapılır. Seçilen üyenin görev süresi iki yıl olup, yeniden seçilebilme olanağına sahiptir. Eski kurul, yeni kurulun toplanmasına kadar görevini sürdürür.Yeni seçim yapılmasına olanak bulunmadığında, toplantı dönemi yalnız bir yıl uzatılabilir. Büyük Millet Meclisi üyelerinin her biri, sadece kendisini seçen ili... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Arpalık Nedir?
Osmanlı Devleti'nde memurlara bir çeşit ek ödenek ve azil, yahut emekli edilen mülki ve ilmi memurlara mazuliyet ve emeklilik maaşı hakkında kullanılan bir tabirdir.

Arpalık, zeamet ve tımar gibi kayda tabi olmayıp muhtelif kişilere verilebilirdi. Mesela sadaretten azil veya emekli edilen vezirlere, harpte yararlılık gösterenlere, eşkıya takibine memur edilenlere ve buna benzer hizmetlerde görev yapanlara bir veya çeşitli "sancak" arpalık olarak verilirdi.

Arpalık, ilim adamlarına yılda en çok 70.000 akçe, Yeniçeri Ağası'na 58.000 akçe, saray mensuplarına ise 19.999 akçe olarak tesbit edilirdi. Bu usul birçok yolsuzluklara yol açması üzerine XVIII. yüzyılda kaldırıl (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Arşın Nedir?
Metrenin resmen kabulüne kadar kullanılmış olan ölçülerden birinin adı idi.

Bu makamda "Zira" tabiri de kullanılırdı. O zamanlar metreye "Zira-i aşari" denilirdi.

Türkiye'de yakın tarihe kadar kullanılmış olan arşın, üç çeşittir. Çarşı arşını 68 cm. olup kumaş ve benzerini ölçmek için kullanılır. Sekizde birine Urub, onaltıda birine de Kerah adı verilir.

78.8 cm. uzunluğunda olan mimar arşını, III. Selim zamanında değişikliğe uğradığından abanoz ağacından bir arşın yaptırıldı ve bu arşın esas alındı. Yarım arşına "Kadem" denir. Bu yeni arşın, 1869 tarihinde metre karşılığı olarak kabul edildi. Tanzimat'tan sonra, bu çeşitli arşınlar ve yabana uzunluk ölçülerinin karışıklığa sebep olması üzerine resmi muamelelerde yeni arşın kabul edildi.

Türkiye'de 26 Mart 1931 tarihinde çıkan 1782 sayılı kanunla "metre" sistemi kabul edildi ve bu sistem 1933 tarihinden sonra uygulanmaya başl... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Arus Resmi Nedir?
Arus, Arapça bir kelime olup, lugat manası "gelin" dir. Arus resmi de gelinlerden alınan resim hakkında kullanılır.

Resim evlenen kadınların kocalarından alınırdı. İslam kızlarından 60 akçe, dullardan 30 akçe, gayr-ı müslim kızlarından 30 akçe, gayr-ı müslim dullarından 15 akçe alınırdı.

Tanzimat'tan sonra bu resim kaldırılmış, yerine "İzinname harcı" konmuştur. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Asakir-i Mansure-i Muhammediyye Nedir?
Sultan Mahmud döneminde Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması ile kurulan askeri teşkilat (17 Haziran 1826).

II. Mahmud, Osmanlı tarihinde "Vaka-i Hayriyye" diye adlandırılan olay ile Yeniçeri Ocağı'nı dağıtmış, bu olaydan üç gün sonra bir hatt-ı hümayun ile Yeniçeri Ocağı'nın kaldırıldığını ve yerine "Asakir-i Mansure-i Muhammediye" adı altında, yeni bir askeri teşkilatın kurulduğunu bildirmiştir. Boğaz muhafızı ve Kocaeli, Hüdavendigar (Bursa) sancakları mutasarrıflıkları üzerinde kalmak üzere Ağa Hüseyin Paşa da "Serasker" sıfatıyla bu teşkilata komutan olarak atanmıştır.

Sultan II. Mahmud ayrıca Süleymaniye'deki "Ağa Kapısı"nın bundan sonra "Serasker Kapısı" adı ile anılmasını bildirmiş ve 7 Temmuz 1826 tarihinde bu teşkilata ait bir de kanunname yapmıştır. Kanunnameye göre önceleri 1200 kişilik olması düşünülen bu teşkilat, 1500'er kişiden meydana gelen ve tertip adı verilen 8 birliğe ayr... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Asesbaşı Nedir?
Yeniçeri Ocağı'nı meydana getiren ortalardan yirmi sekizinci ortanın çorbacısının adıydı.

Asesbaşı "polis müdürü" demek olduğundan, ocaktaki resmi ve askeri görevinden başka şehrin asayişiyle de ilgiliydi. Asesbaşı, başına yeşil çuhadan çatal kalafat, arkasına zağra yakalı ve yeşil kablı divan kürkü, bacağına ak çakşır, ayağına da sarı yemeni giyerdi. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Asitane Nedir?
Büyük tekkeler hakkında kullanılan bir tabirdir.

"Asitan" kelimesinin lugat manası eşik, dergahtır. Kamus-ı Türki asitane kelimesini: 1-Eşik, aka, 2-Payitaht, merkez-i saltanat, 3-Büyük tekke, merkez olarak açıklamaktadır.

Osmanlı Devleti zamanında İstanbul için hükümet merkezi olması sebebiyle "Asitane" deyimi kullanılırdı.

"Asitane-i Saadet", "Asitane-i Aliyye" tabirleri de bu manadadır. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
At Meydanı Nedir?
Osmanlı döneminde, XIX. yüzyıl başlarına kadar İstanbul, Sultan Ahmed Camii önündeki meydana verilen addır.

Meydanın, Roma İmparatoru Septimius Severus (193-211) tarafından yapımına başlanmıştır. Kostantinus (306-337) zamanında tamamlanmış ve Hipodrom olarak kullanılmıştır.

Bizans'ın toplum hayatını yansıtan bu meydanın çevresi zarif sütunlar ve heykeller ile süslü idi. Birçok zamanlar onarılarak bazı değişimlere uğramıştır. Bizanslılar döneminde burada yapılan yarışmalar tarih boyu konuşulmuştur. 1204'de Haçlı Seferi sırasında İstanbul'un Latinler tarafından işgali sırasında hasar görmüş, birçok özelliği de bu arada kaybolmuştur.

İstanbul'un Türkler tarafından alınmasından sonra da özelliğinden bir şey kaybetmeyen meydan, cirit oyunları, bayram şenlikleri, saray düğünlerinin yapıldığı yer olmuştur. Osmanlılar devrinde İstanbul'un en önemli merkezlerinden biri olan At Meydanı'nın ç... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Avarız Nedir?
Olağanüstü durum ve özellikle savaş sebebiyle alınan vergi.

Osmanlılar tarafından ilk defa hangi tarihte ortaya çıkarıldığı bilinmemekle beraber Sultan Fatih Mehmed devrine ait kayıtlarda bu vergiye rastlanmaktadır.

Başlangıçta "Hudus-i avarız" denilen bu vergi daha sonraları "Avarız-ı divaniyye" adıyla örfi vergiler araşma girmiştir. Buna "Avarız akçesi" de denirdi.

Lütfî Paşa, "Asafname" adlı eserinde avarızın, dört-beş yılda bir, para olarak alınan bir vergi olduğunu yazmaktadır. Bu vergi XVI. yüzyıl ortalarında orduya alınacak peksimet bedeli olmak üzere adam başına yirmi akçe olarak tesbit edilmişti. Ayarız, ihtiyaca göre çeşitli olduğu için avarız haneleri denilen vergi birliklerini gösterir bir defter hazırlanır, vilayetlerdeki kadılara yollanırdı.

Avarız vergisi Tanzimat'tan bir süre sonra kaldırılmıştır. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Ayak Divanı Nedir?
Olağanütü durumlarda ve padişahın huzurunda kurulan divan.

Meclis demek olan divanda padişahtan başka kimsenin oturmayıp ayakta durarak işin hemen bir karara bağlanması bu adın verilmesine sebep olmuştur.

Saraydaki ayak divanlarında, padişahın oturduğu taht Topkapı Sarayı'nda Babüssaade adı verilen kapının önünde kurulurdu.

Sadrazamlar da ayak divanına başkanlık ederlerdi. Fakat sadrazamların ayak divanları genellikle savaş zamanı ordugahta olurdu.

Tanzimat'tan sonra bu çeşit divanlar kaldırılmıştır. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Azaplar Nedir?
Osmanlı askerlik teşkilatında bir askeri kuruluştur.

İlk olarak Aydınoğullan Beyliği'nde (XIV.yy) görülmektedir. Aydınoğullarında, Beyliğe Azaplar denilen donanma askeri, denizcilikten büyük kazançlar sağlamıştır. Aydınoğlu Umur Bey'in Azap kuvvetlerinden dolayı Bizans ve Latin kaynaklarında da Osmanlı Deniz korsanlarına " Azapi" adı verilmiştir. Bu teşkilat XV. yüzyıl ortalarında Akkoyunlularda da görülmektedir. Osmanlılar da ise bu kuruluş, yaya, deniz ve kale azapları olarak üç sınıfa ayrılmışlardır.

Yaya azapları: XV. yüzyıl ortalarında orduda tüfeğin yer almasına kadar savaşlarda önemli hizmetlerde bulunmuşlardır. Yaya azaplarına ihtiyaç duyulduğu zaman yirmi veya otuz ev başına bir er hesabı "azap çağırmak" usulü ile Anadolu'nun sağlam yapılı gençleri arasından kefilli olarak toplanmışlardır. Maaşlarını, onları toplayan aileler verirler, savaş süresince de azaplar devlete vergi ödemezlerdi... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Azil Nedir?
Görevlinin, yetkili makam tarafından görevine son verilmesidir.

Tayin ve azil aynı olmakla beraber birbirine karşıt sonuçlar doğurur. Biri görev verir, diğeri görevden alır. Bu bakımdan azil yetkisinin tayin eden makamda bulunması tabiidir.

Osmanlı İmparatorluğu'nun yüksek idarecileri arasında sıkça rastlanan azil, devlet düzeni yönünden önemli bir hatayı gerektiren suçlarda uygulanmıştır. Azl ile birlikte azlolunanın hayatına da son verilebilirdi. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Azil Nedir?
Osmanlı İmparatorluğu'nda sadrazamlık dairesine verilen ad.

XIX. yüzyılın başlarında kullanılan bu ad, giderek resmi bir şekilde, Osmanlı hükumetini ifade etmiştir.

Farsça der ve Arapça bab kelimeleri Osmanlılar'da kapı anlamına kullanılarak saray veya sadrazam kapısı, devlet ve hükumet merkezini ifade etmiştir: Der aliyye, Der saadet, Bab-ı saadet, Bab-ı asafi, Bab-ı ali gibi.

Sadrazamın başkanlığı altında ve sarayda toplanan divan, XVIII. yüzyıl sonlarında önemini kaybederek, işler paşa kapısına geçince, vezir-i azamların "asaf" sıfatı ile anılmalarından dolayı, "Bab-ı asafi" daha sonra, "Bab-ı ali" gibi deyimler kullanılmıştır. "Bab-ı ali" deyimi ise, XIX. yüzyıl başında iyice yerleşmiştir.

Paşa kapısı, XVII. yüzyıla kadar sadrazamların oturduğu semte göre değişik yerlerde bulunuyordu. IV. Mehmed dönemi sadrazamlanndan Mehmed Paşa'ya padişah tarafından hediye edilen ve şimdiki Bab-ı ali'nin... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Bab-ı Defterdar-i Nedir?
Osmanlı İmparatorluğu'nda Defterdarlık dairesidir.

Defterdar Kapısı da denirdi. Bab-ı Defteri olarak da adlandırılmıştır. Defterdarlık dairesi teşkilatı kuruluşundan, Maliye Nezareti adını alıncaya kadar ihtiyaca göre değiştirilmek suretiyle genişletilmiştir.

M. Z. Pakalın, D'Ohssan'dan aktardığı bilgilere göre "Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, (c.1,140-141), Bab-ı Defterdari'de, XIX. yüzyılın başlangıcında 32 kalem ve burada görevli 700 kişinin bulunduğunu belirterek aşağıdaki listeyi vermektedir:

1-Büyük Ruznamçe Kalemi

2-Başmuhasebe Kalemi

3-Anadolu Hesabi Kalemi

4-Süvari Mukabelesi Kalemi

5-6-Sipahi ve Silahtarlar Mukabele Kalemi

7-Haremeyn Hesabat Kalemi

8-Cizye Muhasebe Kalemi

9-Mevkufat Kalemi

10-Evamir-i Maliye Kalemi

11-Küçük Ruznamçe Kalemi

12-Piyade Mukabelesi Kalemi

13-Küçük Evkaf Muhasebe Kalemi

14-Küçük Kale Kalemi

15-Büyük Kale Kalemi

1... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Bab-ı Meşihat Nedir?
Osmanlı imparatorluğu döneminde Şeyhülislamlık makamıdır. Şeyhülislam'ın vazife gördüğü bu yere, fetvaların burada verilmesinden dolayı Bab-ı Fetva da denirdi. Şeyhülislamlık kapısı olarak da adlandırılmıştır. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Bab-ı Seraskeri Nedir?
Osmanlı İmparatorluğu'nda II. Meşrutiyet'den (1908) önceki Harbiye Nezareti, Serasker kapısı adı ile de anılmıştır. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Babu's Selam Nedir?
Topkapı Sarayı'nın orta kapısıdır. Bab-ı Hümayun'dan girilen ve birinci avlu denilen Alay Meydanı'nın sonunda, çifte kulesi olan ikinci kapıdır. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Bab'üs Sade Nedir?
Topkapı Sarayı'nda 3. kapıdır. Akağalar Kapısı, Enderun Kapısı olarak da adlandırılır. Enderun denilen üçüncü avluya geçiş bu kapıdan olur; cülus ve bayram tebrikleri merasimi bu kapı önünde yapılırdı. Kapının her iki tarafında akağalara ait koğuşlar bulunurdu. Son şeklini III. Selim döneminde almıştır. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Babü's-saade Ağaları Nedir?
Osmanlı sarayında Akağaların başı ve sarayın en büyük yetkilisidir. Bu görev, II. Murad zamanında kurulmuştur. Babü's-saade ağaları XVI. yüzyıl sonlarına kadar, harem de dahil olmak üzere sarayın en büyük amiri sayılırlardı, Darü's-saade ağalığı da ilave olarak Babü's-saade ağalarının üzerinde idi. Fatih kanunnamesi hükmüne göre Babü's-saade ağası, padişaha doğrudan doğruya söz söyleyebilecek dört arz ağasından birincisidir. 1587'de Darü's-saade ağalığı görevi Babü's-saade ağalarından alınmış, sonra tekrar birleştirilmiş ve 1594'ten sonra görevler tekrar ayrılmıştır. Babü's-saade ağaları, seferde ve barış zamanlarında veya camiye çıkışlarda padişahla birlikte bulunurlardı; padişah göçte ve avda bulunduğu zamanlar ise sarayda kalırlardı. Saraydaki görevlerinden ayrılanlar, vezirlik rütbesiyle Mısır valiliğine gönderilirdi. XVI. yüzyıl sonlannda doksan akçe gündelikleri, her yıl onbeş zir... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Bac Nedir?
Türkçe'de genel olarak vergi ve resim karşılığı olarak kullanılır. Tarih metinlerinde mali deyim olarak vergilerden bahsedilirken, bunlara bac denildiği görülmektedir. Osmanlı kanunlarında bac deyimine sık sık rastlanır. Memleket yolları üzerinden geçen yahut memlekette kalmak üzere gelen mallardan alınan gümrük resminin adı bac-ı büzürg'dür. Fatih Kanunnamesi'nde bu genel anlamından başka, şehirlere mahsus alım-satım vergisi anlamına kullanıldığı da görülmektedir. Süleyman Kanunnamesi'nde de bu anlamdadır ve buna ait bazı maddeler olduğu gibi Fatih Kanunnamesi'nden alınmıştır. Bununla beraber Süleyman Kanunnamesi'nde daha başka ve ayn hükümler de vardır. Bac-ı bazar, bac-ı ağnam, bac-ı tamga, hayvanlardan alınan resim anlamına bac-ı kırtıl, yolculardan alınan resim hakkında bac-ı sevendegan, yabancı memleketlere götürülen mallardan alınan bac-ı ubur, bac-ı mizadet, bac payı gibi birleşik deyimlerde kelimen... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Bac-ı Ubur Nedir?
Osmanlı İmparatorluğu'nda, yabancı bir ülkeden getirilerek başka bir ülkeye giden imparatorluk yollarından geçirilen emtiadan alınan vergidir. "Müruriyye" olarak da adlandırılırdı (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Bağdad Köşkü Nedir?
Topkapı Sarayı'nda ve 1638 yılında Bağdat'ın zaptı hatırasını ebedileştirmek üzere yapılan ve "Bağdat Köşkü" adı verilen köşk. Mimarı kesin olarak bilinmemekle beraber, biçim araştırması yönünden zamanın mimarbaşısı Kasım'ın eseri olduğu sanılmaktadır. Bağdat Köşkü, Topkapı Sarayı'nda, dördüncü avluda Hırka-i Saadet dairesi önünde yapılmış setler üzerine kurulmuştur. Köşkten Boğaz ve Eyüp'e kadar Haliç görülmektedir. Köşk, sekiz köşeli geniş bir plan üzerine yapılmıştır. İçeride dört köşeye sedir eyvanları yerleştirilmiştir. Duvarlarda altlı-üstlü iki sıra halinde 32 pencere vardır. İki pencere katı arasında uzanan dar ve uzun kısımları, üzerinde beyaz yazılarla işlenmiş ayetler taşıyan mavi çinilerle süslenmiştir. Bu yazılar Enderun'dan Tophaneli Mahmud Çelebi hattıdır. Köşkün kapıları, pencereleri ve dolaplarının kanatları fildişi, sedef ve bağa ile; iç duvar ve kemerle... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Bahriye Nezareti Nedir?
XIX. yüzyıldan saltanatın kaldırılmasına kadar deniz kuvvetlerinin bağlı olduğu nezaret.

Osmanlı Devleti'nde deniz kuvvetlerinin yönetimi Kaptan-ı Derya veya Kaptan paşalara verilmiş ve kalyonlar filosu kurulunca (1682), denizcilik önem kazanmıştır. Baş muhasebeci Mustafa Efendi Şıkk-ı Salis defterdarlığı rütbesiyle kalyonlar defterdarlığına getirilmiş; bu göreve bir süre sonra Tersane Emirliği adı verilmiştir.

III. Selim döneminde, donanmanın yeniden düzenlenmesi ile (1804) bu göreve Moralı Seyid Ali Efendi getirilmiş; bunun yanısıra Şıkk-ı Salis ve Tersane-i Amire defterdarlığından başka "Umur-ı Bahriye Nazırı" unvanı da verilmiştir. III. Selim'in tahttan indirilmesinden sonra Bahriye Nazırı Kethüda İbrahim Efendi'nin öldürülmesi üzerine kaldırılmıştır.

II. Mahmud döneminde, deniz kuvvetlerinin ayrı bir önem kazanması ve tersane işlerinin çoğalması üzerine mali konularla ilgilenmek üzere "Bahr... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Baruthane-i Amire Nedir?
Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından önce ordu ve donanma ihtiyacı için barut hazırlanan yerlere verilan ad. Baruthane'nin ilki, II. Bayezid tarafından Kağıthane'de yaptırılmıştır. XVII. yüzyılda İstanbul'da, Et Meydanı'nda (Aksaray'da), Unkapanı'nda Ayasofya'da Cebehane içinde, Şehremini ve Tophane'de altı baruthane ile Tersane'de bir baruthane kulesi, Selanik, Belgrad, Bağdat, Mısır, Bor'da da baruthanelerin bulunduğu bilinmektedir. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Barutluk Nedir?
İçerisine barut koyup üstte taşımak için kullanılan kabın adı idi. Yürek biçiminde olan bu kab, omuza bir ip veya kayışla asılırdı. Buna "barut kabağı" da denilirdi (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Baş Bölükçübaşı Nedir?
Yeniçeri Ocağı teşkilatında ağa bölükleri kumandanlığı görevini yapan ve "Bölükbaşı" adını taşıyan subayların en kıdemlilerine verilen addır. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Baş Cüce Nedir?
Saraylardaki cücelerin amirlerine verilen addır. Zarif ve nüktedan olanlardan padişahlara muhasiplik edenler de olmuştur. Başbakanlık Arşivi'nde II. Mustafa'ya ait dosyadaki 8911 numaralı belgeye göre, bu padişah zamanında; Has Oda'da bir, hazine koğuşunda bir baş olmak üzere üç, seferli koğuşunda da bir "başcüce" vardı. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Baş Çuhadar Nedir?
Osmanlı saraylarındaki hizmetkarların ileri gelenlerinden biridir. Emri altında kırk çuhadar vardı. Padişahlar bir yere giderken saltanat arabasının sağ tarafında yaya olarak yürür ve elini padişah atının sağrısına koyardı. Kıymetli ve gösterişli elbise giyer, kemerine bir hançer takardı. Emrindeki çuhadarların elbiseleri de kıymetli ve gösterişli idi. Çuhadarların bıçak ve hançerden başka ellerinde gümüşten zincirli kamçı bulunur, bu şekilde padişahı takip ederlerdi. Başçuhadar'ın kamçısı altındı (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Baş Defterdar Nedir?
Tanzimat'a kadar devletin mali işlerinin başında bulunan görevlidir. Ayrıca "Rumeli Defterdarı", "Şıkk-ı evvel defterdarı" da denirdi. Baş defterdarlığın hangi tarihte kurulduğuna dair kesin bir bilgi yoktur. Osmanlılarda XIV. yüzyılın son yarısında ve I. Murad zamanında maliye teşkilatının temeli atıldığına ve zamanla geliştirildiğine göre defterdarlığın çok geçmeden ihdas edildiği anlaşılmaktadır. Fatih Kanunnamesi'nde defterdarlıktan söz edilmesi de bunu doğrulamaktadır. XV. yüzyılın son yarısına kadar bir Başdefterdar ile onun maiyeti olarak hazine ve mal defterdarları vardı. Bütün mali işlerden Başdefterdar sorumlu idi. Daha sonraları fetihler sebebiyle ülkenin genişlemesi üzerine, iki defterdar tayin edildi. Bunlardan Rumeli'deki haslar ile mukataalara bakan Başdefterdar veya Rumeli Defterdarı, Anadolu'daki haslarla mukataalara bakana da Anadolu Defterdarı denirdi. XVII. yüzyıl ortalarından itibaren defterdarl... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Baş Deveci Nedir?
Yeniçeri Ocağı'nın cemaat ortalarındaki deveci ortalarının en kıdemlisine verilen addır. Devecilere "şütürban ağa" denilirdi. Deveci ortası kumandanlığına yayabaşılıktan geçilirdi. Baş Deveci terfi ederse haseki ağa veya Acemi Ocağı'nın Rumeli ağası olurdu. Deveciler sorguçlarına balıkçıl tüyü takarlar ve divana gittikleri zaman samur ve vaşak kaplı kadife üst giyerlerdi. Sarı çizmeleri vardı. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Baş Dilsiz Nedir?
Saraydaki dilsizlerin amirlerine verilen addır. Zarif olanlarını padişahların musahib edindikleri de olurdu. Babıali'de vükela toplantılarının müzakerelerinde görüşmelerin gizli kalabilmesini temin için dilsiz hademe kullanılırdı. Osmanlı saltanatının sonuna kadar Babıali'de bir dilsiz hademe bulundurulmuştur (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Toplam 7 sayfa, 1. sayfadasın: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, Sonraki
Son Ziyaretler:
Coğrafya Sitesi Matematik Sorusu