Tarih Sözlüğü

Bu kategoride toplam 340 içerik bulunuyor.
Baş Kapı Gulamı Nedir?
Osmanlı Sarayı'nda en önemli görevlilerdendir. Baş Kapı Gulamlığı içağalardaki anahtar ağalığına eşittir. Bunlara "Yenisaray Baş Kapı Gulamlığı" da denirdi. Yayla Baş Kapı Gulamlığı'ndan sonra gelen bu görev zenci hadım ağalarına verilirdi. Bu göreve gelebilmek için acemi ağa, nöbet halifesi, Ortanca ve Yayla Baş Gulamı görevlerinde bulunmak ve Ocak yolunu tamamlamak gerekirdi. Baş Kapı Gulamı, saraya alınan zenci hadım ağaların defterini tutardı. Eski sarayın Baş Kapı Gulamının kademesi, yeni sarayınkinden altta idi. Görevi eski sarayda bulunan emektar ağaları yönetmek ve sarayın işlerine bakmaktı. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Baş Kapı Kethüdası Nedir?
Yeniçeri subaylarından muhzır ağanın emrindeki kapı kethüdalarının başı. Baş Kapı Kethüdası, vezir-i azam dairesini korur, vezir-i azamın emirlerini yerine getirirlerdi. Vezir-i azamın şehirde yaptığı teftiş gezilerinde bunlardan beşi yanında bulunur, cezalandırılanları falakaya çekerlerdi, adlarına da falakacı denilirdi. İdari yönden suçluları yakalamak, idam cezalarını infaz etmek Baş Kapı Kethüdalarının görevleri arasında idi (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Baş Lala Nedir?
Osmanlı sarayında şehzadeleri eğitmekle görevli erkek hizmetkar. Bunların itibarlı oluşu, padişahlarla her zaman münasebette bulunmalarından ileri geliyordu. Baş lalalık, kıdeme bakılmaksızın has odaların güvenilir, muteber ve yeteneklilerinden birine doğrudan doğruya padişah tarafından verilirdi. Baş lala, padişahın özel hizmetlerine bakar, padişah tebdil-i kıyafetle gezdiği zamanlar ona refakat ederdi. II. Mahmud'un tahta çıkışına kadar yemek esnasında baş lalaların huzurda bulunmaları adet idi. Bu usul, padişahın Topkapı Sarayı'na naklinden sonra terk edildi. Baş lalaların ağalardan kollukçusu, zülüflülerden baltacısı ve helvahaneden de külahlısı vardı. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Başıbozuk Nedir?
Savaş sırasında orduya gönüllü olarak katılanlara verilen addır. Bunlar düzenli ordunun asıl kuvveti ile karıştırılmaz, süvari veya piyade olarak katıldıklarına göre, ayrı silah ve teçhizat ile ayrı kumandanlar idaresinde olarak teşkil edilen kıtalar halinde ve yardımcı asker suretinde görev yaptırılırdı. 1854 Osmanlı-Rus savaşı sıralarında disiplinli bir hale getirilmelerine çalışıldı ve bu iş ile özellikle Fransız generali Joussouf ile İngiliz generali Biston görevlendirildi ise de bir sonuç alınamadı. Başıbozukların düzensizliği özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda kendini göstermiş ve bu usul o zamandan sonra bütünüyle terkedilmiştir. Eskiden taşradan İstanbul'a gelip, yersiz-yurtsuz dolaşanlara da başıbozuk denilirdi. Sonraları, askeri sınıfa dahil olmayan bütün sivil halka başıbozuk denilmiştir. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Baş Çavuş Nedir?
Yeniçeri Ocağı'nın ağa bölüklerinden beşinci bölüğün kumandanı ve bütün ocağın başçavuşu idi. Kendisinden başka iki çavuştan, orta çavuş ve küçük çavuştan ayırmak için bu ad verilmiştir. Çavuş-i büzürg veya Serçavuş da denilirdi. XV. yüzyılın ortalarından XVI. yüzyıl ortalarına kadar ocak çavuşu, sekbanlar çavuşu idi. Ayrıca odası da yoktu. Ağa bölüklerinin kurulmasından sonra çavuşluk, sekbanlar çavuşundan alınarak ağa bölüğünde ihdas edilen "başçavuş"a verildi ve beşinci ağa bölüğünde ona oda tahsis edildi. Başçavuşlara önceleri on akça günlük tayin edilmiş iken sonradan bu miktar arttırılarak on üç ve daha sonra yirmi, yirmi bir akça oldu. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Başkadın Nedir?
Osmanlılarda, padişahların nikahları altında bulundurdukları kadınlardan -genellikle dört tanedir- en yaşlısına verilen unvandır. Saray kadınlarında, gözdelerden seçilen ikballer, müstesna bir güzelliğe sahip olmaları yanında saray usul ve adabını öğrenmiş olmaları da gerekirdi. Cariye olarak saraya alınanlar, hazinedar usta tarafından seçilen birinin yanına verilerek eğitilirlerdi. Eğitimlerini tamamlayanlar, kabiliyetlerine göre gözde, ikbal ve kadın olurlardı. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Başkomutan Nedir?
Bir devletin bütün silahlı kuvvetlerinin en büyük komutanı. Osmanlı İmparatorluğu'nda padişahlar ordunun başına geçer ve başkumandanlık yaparlardı. Fakat Sultan Kanuni Süleyman devrinin sonlarından itibaren bu durum uygulanmadı. Sadrazamlar ve serdar-ı ekrem tayin olunanlar, başkumandanlık görevini üstlendiler. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı yıllarında "Başkomutanlık Vekilliği" kuruldu ve bütün yetki bunlara verildi. Kurtuluş Savaşı'na ise bu görev Sakarya Meydan Savaşı'ndan itibaren Atatürk tarafından yerine getirildi. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Baştarda Nedir?
Buharlı gemilerin icadından önce Osmanlıların kullandıkları savaş gemilerinden birinin adı. Bastarda, bir cins küçük gemi, kadırganın küçüğüdür. Yelkenle ve kürekle hareket eden gemilerde oturak "birim"di. Oturak sayısı çoğaldıkça gemilerin adı da değişiyordu. İşte bunlardan 26-36 oturaklı gemilere baştarda denilirdi. Bu gemilerin büyüklük itibariyle birbirinden farklı olmak üzere birkaç çeşidi vardı. En büyüğü olan 36 oturaklısı "paşa bastardası" adını alıyordu. Bu gemilerin uzunlukları 210'dan 216 Osmanlı kademidir (yarım arşın uzunluğunda bir ölçü olup, 34 cm). Bastardaların kadırgalarda olduğu gibi baş taraflarına üçer top konulduktan başka çıkmaları üzerine de dörder beşer top yerleştirilirdi. Paşa gemisi olduğuna işaret olmak üzere kıç kamaraları üzerinde üçer fener yakılırdı. Paşa baştardasına 84'ü gemici ve topçu, 216'sı savaşçı ve 500'ü de kürekçi olmak üzere 800 müretteb... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Başvekalet Nedir?
Osmanlı İmparatorluğu'nun son zamanlarında sadrazamlar ve Cumhuriyet devrinde hükumet başkanları için kullanılmış olan resmi unvan. II. Mahmud, Yeniçeri Ocağı'nı kaldırdıktan sonra devlet teşkilatında yaptığı yenilikler arasında Dahiliye, Hariciye ve Maliye nezaretlerini kurmuş, sadrazam ve sadaret tabirlerini de değiştirmeyi isteyerek 30 Mart 1838'de bir hatt-ı hümayunla son sadrazamı Rauf Paşa'dan sadaret yerine Başvekalet ve sadrazam yerine Başvekil tabirlerinin kullanılmasını istemiştir. Böylece kabul edilen Başvekil unvanı II. Mahmud'un ölümüne (2 Temmuz 1839) kadar devam etmiş ve Abdülmecid'in cülusunda hükumetin başına kendini geçirten Hüsrev Paşa en geniş yetkilerle yine sadrazam unvanını almıştır. I. Meşrutiyet'in ilanından bir süre sonra II. Abdülhamid tarafından kendisine sadaret teklif olunan Ahmed Vefik Paşa, Meşrutiyet'in bir gereğidir diye Başvekillik makamını yeniden şart olarak ileri sürdüğünden... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Bayraktar Nedir?
Yeniçeri birliklerinin bayraklarını taşımakla görevli subay. Bayraktara Bayrakçı ve Alemdar da denilmiştir. Yeniçeri Ocağı'nı teşkil eden yaya, sekban ve ağa bölüklerinin veya ortaların herbirinde bir bayraktar bulunur ve derece sırasına göre bayraktar, ortaların subayları arasında beşinci gelirdi. Yeniçeri Ağası'nın maiyetini teşkil eden ve Ağa Gediklileri denilen 19 kişilik maiyetin içinde de ocağın en büyük bayrağını taşımakla görevli bir Baş Bayraktar vardı. Diğer Kapıkulu ocaklarının herbirinde de bir bayraktar bulunurdu. Yeniçeri ortalarında birliğin en kıdemlisi olan Başeski ve subay derecesinde tutulan kişiler de bayrak taşıma işinde bayraktarın yardımcısı idiler. Yeniçeri Ocağı'nda İmam-ı Azam Bayrağı, Ağa Sancağı, Alay Bayrağı, Kethüda Bayrağı ve Çatal bayrakları vardı. Seferde İmam-ı Azam bayrağı Yeniçeri Ocağı Ağası'nın çadırının önüne dikilir, bölük ve ortaların bayraklar... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Bekir Ağa Bölüğü Nedir?
Osmanlı Devleti'nin sonuna kadar Harbiye Nezareti olan bina bahçesi içinde, bugün İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi olarak kullanılan binaya verilen addır. Bu bina Osmanlı Devleti'nde askeri cezaevi olarak kullanılmıştır. Meşrutiyet'ten önce (1908) cezaevi memurluğu yapan Bekir Ağa'nın adına nisbetle bu adı almıştır. Meşrutiyet döneminde, iktidara karşı olan siyasi mahkumlar burada hapsedilmişlerdir. Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918)'nden sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti ileri gelenleri ve eski nazırlar Bekir Ağa Bölüğü'nde hapsedilmişler ve oradan Malta'ya sürülmüşlerdir. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Besarabya Nedir?
Günümüzde Avrupa'da Dinyester ve Prut nehirleri arasında, Karadeniz'den Polonya'ya kadar uzanan bölge. XV. yüzyılda Osmanlılar Besarabya'ya akınlar yapmaya başlamışlardır. II. Bayezid zamanında bölgedeki Akkerman ve Kili kalelerinin alınması üzerine, Boğdan voyvodası Stefan Cel Mare Osmanlı hakimiyetini tanımak zorunda kalmıştır (1492). Sultan Kanuni Süleyman zamanında Boğdan voyvodası Petru Rareş'in itaatsizlik göstermesi üzerine yapılan sefer sonunda Besarabya kesin olarak Osmanlı Devleti'ne bağlanmıştır (1538). Kanuni bu seferden sonra Bender'de bir kale yaptırdığı gibi, Kili ve Akkerman kalelerini de tamir ettirmiştir. Karadeniz'in bir Osmanlı gölü haline geldiği, Dobruca ve çevresi Osmanlı çoğunluğun yerleştirildiği bu dönemde Besarabya, Osmanlıların, Boğdan ve Lehistan işlerini denetledikleri bir sınır eyaleti olmuştur. Ayaklanan halkın 1540'ta öldürdüğü Rareş'ten sonra, ayaklanma 200 yıl kadar devam etmişse... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Beşik Alayı Nedir?
Osmanlılarda padişah çocukları için yapılan törendir. Şehzade dünyaya gelince saray kethüdası tarafından Darphaneye süslü bir beşik ısmarlanırdı. Beşik, kethüda, baş efendi, başkullukçu, çantacı, kaftancı, enderum ağaları ve diğer saray mensupları tarafından harem dairesinin divan yerine bitişik olan kapısına getirilir, beşiği orada darüssaade ağası, hazinedar ağa, başkapı gulamı, hazine vekili ve nöbetçi ağalar teslim alırlar, harem dairesine götürürlerdi. Emeği geçenlere bu iş için saraydan hediyeler verilirdi. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Beylerbeyi Nedir?
Osmanlı Devleti'nde büyük eyaletlerin yönetimine memur edilen idari görevlidir. Beylerbeyi, eyaletlerin daha çok askeri idaresiyle meşgul olurdu. Osmanlı tarihinde önemli yeri olan Beylerbeyliğin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, ilk Beylerbeyi'nin bazı kaynaklarda Lala Şahin Paşa, bazılarında ise Timurtaş Paşa'nın olduğu yazılmaktadır. Avrupalı tarihçilere göre, İstanbul'un fethinden sonra Bizans'ın doğuya ve batıya ait iki (demostikos lön Skbolön) ordu komutanı teşkilatı örnek alındığı iddia ediliyorsa da fetihten önce Rumeli ve Anadolu'da bu görevlilerin bulunduğu bilinmektedir. Bu teşkilatı Osmanlılar, Selçuklulardan almışlar, yetkilerini kendi idari sistemlerine göre uygulamışlardır. Beylerbeylerin emirleri altında sancakların mülki idaresine bakan sancakbeyi kazaların güvenliğine bakan subaşı, adalet işlerine bakan kadılar vardı. Bunlar bölgelerini geniş yetki ile idare ederlerdi. Divan-ı Hümayun... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 1 yorum
Beylerbeyi Sarayı Nedir?
Boğaziçi kıyılarında, Beylerbeyi köyünün güneyindedir. II. Mahmud tarafından, III. Murad dönemi beylerbeylerinden Mehmed Paşa'nın sarayının yerinde, II. Mahmud tarafından yaptırılmıştır (1827-1828). Abdülmecid döneminde çıkan bir yangm sonucu tamamen yandığından, 1865 yılında Abdülaziz tarafından yeniden yaptırılmıştır. Sarayın dışı ve içi çok gösterişlidir. Özellikle havuzları, üst katında bulunan hamamı ile çok güzel bir mimari örneği verir. Setler halinde çok büyük olan bahçesinde eskiden çeşitli hayvan beslenirdi. Beylerbeyi Sarayı'nda Abdülaziz, sık sık oturduğu gibi Türkiye'ye gelen yabancı devlet başkanlarına da burası tahsis edilirdi. Balkan Savaşı'nda II. Abdülhamid Selanik'ten İstanbul'a getirilmiş ve ölümüne kadar bu sarayda kalmıştır. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Beylikçi Nedir?
Osmanlı Devleti'nde Divan-ı Hümayun'a gelen iradeleri ve fermanları kaydetmekle görevli memurdur. Beylikçi, sadrazam tarafından sorulan sorulara da cevap yazar, Divan-ı Hümayun'da kabul edilen kararlar hakkında bilgi verirdi. Hariciye Nezareti kuruluncaya kadar Babıali'nin dış siyasete ait kayıtlarını Beylikçi tutar, yapılan antlaşmaları inceler ve bunlar hakkında istenince bilgi verirdi. Fermanlar ve beratlar Beylikçi Kalemi'nde yazılır, harçları alındıktan sonra sahiplerine verilirdi. Beylikçi Kalemi'ne ait evrakları hazırlayıp Beylikçi'ye veren memura Beylikçi Kesedarı adı verilmiştir. Tanzimat'a kadar (1839) Reisülküttapların yardımcısı sayılan Beylikçiler, II. Mahmud zamanında hariciye nezaretinin kurulması ve Reisülküttaplığın kaldırılması üzerine sadaret makamına bağlanmışlar ve Osmanlı Devleti'nin son yıllarına kadar Babıali'nin büyük memurlarından biri olarak vazife yapmışlardır. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Birun Nedir?
Osmanlı Devleti'nin idari teşkilatında Tanzimat dönemine kadar kullanılmış bir tabirdir. Osmanlı Devleti'nin yükselme döneminde devletin işlerini yürütmekle görevli olanlar bir hayli artmıştır. Bunlardan sarayda görev alanlara Enderun, devlet yönetiminde göre alanlara da Birun denilmiştir. Birunlann en büyüğü sadrazamdır ve alt kademeye kadar bu sıra devam eder. Birunların tayinleri, terfileri için özel ve belli bir düzenleri vardı. Birun büyüklerinin görev yaptığı binaya Babıali denilirdi. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 1 yorum
Birun Ağaları Nedir?
Yeniçeri Ocağı ağalarına verilen ad. Birin ağaları tabiri, Enderun ağalarının karşılık kullanılırdı. Birun ağalarının başı, yetkileri çok geniş olan Yeniçeri ağası idi. Yeniçeri ağası, Yeniçeri Ocağı'nın başı ve askerin başkomutanı olmakla beraber şehrin asayişinden de sorumlu idi. Sipahiler ağası, silahtar ağası, azap ağası, topçubaşılar, mehterbaşılar da bu meyanda sayılırlardı. Sayısı yirmi dördü bulan Birun ağalarının önemli görevleri vardı (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Boğazlar Meselesi Nedir?
İstanbul ve Çanakkale boğazlarının uyacağı askeri, hukuki ve siyasi durumlar dolayısıyla doğan meseleler.

Boğazların iktisadi, siyasi ve askeri bakımlardan büyük önemleri sebebiyle "Boğazlar", "Boğazlar Meselesi" ve hatti "Boğazlar Rejimi" deyimleri kullanılmıştır.

Karadeniz'de kıyısı bulunan ülkelerin ve Asya memleketlerinin ürünlerini Avrupa'ya ulaştıracak yol Boğazlardan geçer. Onun içindir ki, bu yol eski zamanlardan beri birçok devletler arasında devamlı bir mücadele konusu olmuştur.

Sebep oldukları mücadeleler yönünden Boğazların durumlarını iki bölüm halinde incelemek gerekir:

a )Türk hakimiyetinden önceki devre

b)Türk hakimiyeti altındaki devre

a)Boğazların Türk hakimiyetine girmesinden önceki devre:

Eski Yunan'da önem taşıyan ticari yollar, özellikle Karadeniz'e geçen yol birçok savaşların sebebi olmuştur. Boğazlar, M.Ö. III. yüzyılda Romalıların hakimiyetine girip önemlerin... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Boğdan Nedir?
Romanya'nın Moldavya (Moldova), Eyaletine Osmanlılarca verilen ad.

Bu ad, Boğdan voyvodalığını kuran Kuzey Transilvanyalı Boğdan'dan gelmedir. Boğdan'a Avrupa kaynaklarında "Ulahlar ülkesi" manasınaa Valachia denilmektedir, İlkçağ'da burada İskitler ve Thrak soyundan Daklar oturmuştur; daha sonra buraya Gotlar, Alanlar, Islavlar ve birçok Türk kabileleri gelmiştir.

Hunlar (IV. yüzyıl) ve Avarlar (VI. yüzyıl) buradan Macaristan'a geçmişler ve orada yerleşmişlerdir. Volga boylarından gelen Bulgarlar (VII. yüzyıl) ile Macarlar da buradan geçerek sonradan kendi adlarını verdikleri ülkeye yerleşmişlerdir (IX. yüzyıl). Daha sonra Boğdan'a, Peçenekler (IX- XII. yüzyıl), Kumanlar (XI.-XIII. yüzyıl) ve nihayet Moğollar gelmişlerdir (XIII. yüzyıldan sonra).

Bu kavimler yerli halk ile kaynaşıp erimişlerdir. Bunlar içinde varlıklarını bugüne kadar koruyabilenler Gagavuzlar ile Katarlar'dır. Boğdan'ın Rumen aslından olup Is... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Bomba Olayı (21 Temmuz 1905) Nedir?
Sultan II. Abdülhamid'e Yıldız Camii'nden çıkarken yapılan suikaste son devir kaynaklarında Bomba Olayı adı verilmiştir.

Bu suikast, Anadolu'nun Vilayet-i Sitte denilen altı vilayetinde bir Ermenistan hükümeti kurmak isteyen Ermeni komitecileri tarafından düzenlenmiştir. Ermeni komitecilerinin gayesi, padişahı öldürdükten sonra, Babıali'yi, Galata Köprüsü'nü, Tünel'-i, Osmanlı Bankası'nı yabancı sefarethaneleri ve diğer bazı özel, resmi birçok kuruluşu havaya uçurarak, ihtilal çıkartmak ve bu şekilde Avrupa devletlerinin askeri müdahalelerini sağlayarak Ermeni meselesini halletmektir. Suikastin elebaşıları Troşak ismindeki Ermeni ihtilal cemiyeti reislerinden Samoil Kayın (Hristofor Mikaelyan) ve Robina Kayın ve Konstantin Kabulyan (Safo) isminde üç Rus Ermenisidir. Bunlar Beyoğlu'nda Moraviç apartmanında bir ay kalıp, İstanbul'daki adamlarını teşkilatlandır-mışlardır. Singer kumpanyası memurlarından Belçikalı anar... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Bostancı Ocağı Nedir?
Bostancılar, Osmanlı saray teşkilatında, sarayın dâhilinde ve haricinde bulunan padişahlara ait bahçe ve bostanlarla padişah ve saray hizmetindeki kayıklarda görev yapan hizmetlilerdir.

Marmara ve Boğaziçi sahillerinin muhafazası ile de bostancılar ilgilenirdi. Devşirme döneminde Bostancı Ocağı'na Anadolu ve Rumeli'den toplanan acemiler alınırdı. Devşirmeler Bostancı Ocağı'na alınırken Bostancıbaşı da hazır bulunur ve Bostancıbaşı'nın nezareti altında acemi oğlanı ayrılırdı.

Acemi ocaklarında hizmet edip yetişen bostancılar, XVII. yüzyılın sonlarına kadar, zaman zaman hizmet derecelerine göre kapıcılığa, tersane ocağına ve bahçe ustaları ve kıdemli bostancılar süvari bölüklerine çıkarılırlardı. Bunların çıkışlarında kendilerine biner akçe silah baha adı ile silah parası ve süvari bölüklerine çıkanlara da bu paradan başka saray ahırlarından birer at verilirdi. Daha sonraki tarihlerde bost... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Bölük Nedir?
Osmanlılarda bölük, Tanzimat'tan sonra bir yüzbaşı komutasındaki piyade veya süvari birliğine verilen ad.

Osmanlıların askeri teşkilatında, Kapıkulu Ocakları ve askerlerinde Bölük kullanılmıştı, ilk Yeniçeri Ocağı'nda 100'er kişilik 10 bölük, Gelibolu Acemi Ocağı'nda da 50'şer kişilik 80 bölük bulunuyordu.

Bölük kumandanlarına Çorbacı adı verilmiştir, İstanbul'daki Acemi Ocağı 31 bölükten meydana gelmiştir. 1. bölüğe Ata bölüğü denilirdi. Bölük ayrıca 9 bölüğe ayrılırdı. Bunların hepsini birden idare edene de bölükbaşı denirdi. Önceleri 10 bölük olan Yeniçeri Ocağı sonraları 101 bölük olmuştur ve orta veya cemaat adı verilen bu bölüklerin ayrı ad ve görevleri bulunurdu. Fatih dönemine kadar ayrı bir ocak olan sekbanlar da bu dönemde 65 bölük olarak ocağa katılmışlardır. Hükumet bu bölüklerin her birine yerine göre farklı muamele gösterirdi. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Bölükbaşı Nedir?
Osmanlı askeri teşkilatında ağa bölüklerinin kumandanlarına mülki teşkilatta da çeşitli grupların başkanlarına verilen ad. Bölükbaşı atlı olup, atlarının sol tarafına bir demir gürz ve bir kalkan asılıydı. Padişahlar camiye giderken Bölükbaşları, süslü elbiseler ve başlarına da değerli taşlarla işlenmiş başlık giyerler, ellerinde mızrak gibi uzun kamışlar tutarak alaya katılırlardı. XVI. yüzyılda ağabölüğü Bölükbaşlarının mevcudu 58 olup gündelikleri 9 akçe idi. Zamanla mevcutları ile birlikte gündelikleri artmıştır. Bölükbaşları, kale muhafızlığı göreviyle ve 8.000-15.000 akçe dirlikle tımara çıkarlardı. Yeniçeri Ocağı'ndaki bölükbaşılarından başka kapıkulu süvarisinin bölükleri dışındaki bölüklerin kumandanlarına ve sarıca sekban, levend, tüfekçi denilen kapı halkı teşkilatının başında bulunanlara da bölükbaşı denirdi. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Börk Nedir?
Başlık, külah. Osmanlı Devleti'nin ilk dönemlerinden itibaren orduda çeşitli şekiller alarak kullanılmıştır. Yıldırım Bayezid döneminde yeniçeriler için resmi başlık olarak kabul edilmiştir. Fatih döneminde de işlemelerle süslenmiştir. Börk'ün alt kısmı şerit halinde sırmayla işlenir, ön kısmına da sarı, metal bir kaşıklık eklenirdi Kaşık yoldaşlığı, Yeniçeriler arasında büyük önem taşıdığından, buraya birer kaşık sokulurdu. Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey, kırmızı kadife veya çuhadan yapılmış, üstüne sarık sarılan bir başlık giyerdi. Bu başlığa, Börk-i Horasani denirdi. Börkler, belli sanatkarlar tarafından yapılır ve bunlara "börkçi" denirdi. XI. yüzyılda bilinen dört çeşidi şunlardır: 1-Sukarlaç Börk: Uzun bir külah. 2-Kızıglıg Börk: Kıyılı Börk. Kenarları külah, çevresine kıyılık dikilmiş külah. 3-Kuturma Börk: Önde ve arkada iki kanadı bulunan bir Börk çeş... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Breslau Nedir?
Alman kruvazörü. 10 Ağustos 1914'te Yavuz (Goeben) zırhlısıyla birlikte İngiliz takibinden kurtulmak için Osmanlılara sığındı. Seferberlik ile silahlı bitaraflığını ilan etmiş olan Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere'nin elkoyduğu iki gemisine karşılık, bu gemileri satın aldığını ilan etti. Osmanlı hükumeti bu kruvazöre Midilli adını vermiştir. Gemilerdeki Alman mürettebat görevlerine devam ettirilmiştir. Osmanlı Devleti'ni emri vaki ile savaşa sokmak için Karadeniz'e çıkan gemiler Rus limanlarını topa tuttular. Bu bombardıman sonucu Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'na katılmak zorunda kaldı. Midilli kruvazörü İmroz Adası'na yapılan bir saldırı sırasında mayın tarlasına düşerek mürettebatıyla birlikte battı (20 Ocak 1918). Midilli kruvazörü 4.550 ton ağırlığındaydı. Hızı 27 mil/saat olan kruvazörün 105 mm.lik 12 topu ile 450 mm.lik bir torpido kovanı vardı. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Budin Nedir?
Osmanlı İmparatorluğu'nun Macaristan'da kurduğu Budin Eyaleti'nin merkezi.

Eski Osmanlı kaynaklarında Budun, Budin şekillerinde de geçer. Budin, Sultan Kanuni Süleyman tarafından Macar Kralı II. Lojos'un Mohaç Meydan Muharebesi'nde yenilmesinden (28 Ağustos 1526) sonra fethedilmiştir.

Budin'de Osmanlı ordusu pek çok ganimet ele geçirmiştir. Bunların arasında Sultan Fatih Mehmed'in 1456'da Belgrad önünden çekilirken bıraktığı iki büyük top ile Macar krallarından Korvin Matyas'ın kitaplığı ve tunçtan yapılmış Diana, Apollon, Herakles heykelleri ve iki büyük tunç şamdan vardı. İstanbul'a getirilen bu heykeller At Meydanı'nda dikilmiş, şamdanlar da Ayasofya mihrabının iki tarafına konulmuştur.

Sultan Kanuni Süleyman Budin ve Peşte'de iki hafta kalmış ve Mohaç Muhaberesi'nde varis bırakmadan ölen II. Lajos'un yerine Erdel asillerinden Ja-nos Szapolyai'yi Macar tahtına geçirdikten sonra İstanbul'a dönmüştür.

... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Buyruldı Nedir?
Emretmek, ferman etmek, hükmeylemek manalarına gelen "buyurmak" mastarından alınan buyruldı tabiri Osmanlılarda vezir ve beylerbeyiler tarafından bir işin ne şekilde yapılacağı hakkında ya re'sen ya da bir muamele üzerine derkenar suretiyle verilen talimatın adıdır. Herhangi bir iş hakkında "Şöyle yapılması emrolundu" yerine "Şöyle yapmak buyruldı", "Babıali'ye takdime müsareat edesiz deyu buyruldı" gibi emirlerin sonuna gelen bu özel tabirden dolayı veziriazam, vezir ve beylerbeyilerin emirnamelerine buyruldı denilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun sonuna kadar sadrazamların ya re'sen ya da bir muamele dolayısı ile mektubi kaleminden yazılan kağıtlara buyruldı-ı sami adı verilmiştir. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Büyük Kabine Nedir?
Gazi Ahmed Muhtar Paşa tarafından kurulan ve üç eski sadrazamın da dahil olduğu kabine. İttihad ve Terakki'ye muhalif olarak ortaya çıkan ve "Halaskar Zabitan Grubu" adı ile anılan gizli cemiyetin faaliyetleri sonucu Said Paşa istifa etmiş, sadaret teklif edilen Londra elçisi Tevfik Paşa da padişah için "Na kabil-i kabul" olan "Meclis-i Mebusan'ın dağıtılmasını" şart olarak öne sürmüştü. Sadaret'e 1912'de (9 Temmuz 1328) Ahmed Muhtar Paşa tayin edildi. Bu arada İttihat ve Terakki'ye mensup valilerin görevden alınması meselesinden Hüseyin Hilmi Paşa da istifa etmiş ve yerine Sami Paşazade Halim Bey getirilmiştir. Büyük Kabine'nin karşılaştığı güçlükler, devletin iç gaileleri yanında, Balkan devletlerinin aralarında anlaşarak hazırlıklarını yapmaları ve Osmanlı Devleti'ne savaş açmalarıdır. Rumeli'deki ıslahat meselesinde delege bulundurmaları ve silah altındaki Osmanlı askerinin terhisi gibi kabulü mümkün olmaya... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Caber Kalesi Nedir?
Kuzey Suriye'de, Fırat ırmağının sol kıyısında, eski bir kale harabesi ve Rakka'dan Balis'e uzanan yol üzerindeki konak yeri. Caber Kalesi bugünkü Rakka şehrinin batısında, Fırat'ın sağ yakasındaki Sıffin'in karşısında ve Halep'in güneydoğusunda bulunur. Kalenin Osmanlılar açısından önemi, Osman Bey'in büyük babası Süleyman Şah'ın mezarının burada bulunmasındandır. İslamlıktan önce ve İslamlığın başlangıcı sırasında buraya Davsara, Arap coğrafyacılarınca da Devser adı verilmiştir. Osmanlı vaka nüvislerine göre Caber Kalesi Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey'in büyük babası olan ve Fırat nehrini geçerken boğulan Süleyman Şah'ın gömüldüğü yerdir. Burada Süleyman Şah'a ait olduğu söylenen türbe II. Abdülhamid tarafından yeniden yaptırılmıştır. Osmanlı Devleti zamanında Caber Kalesi Rakka kazasına bağlı bir bucak merkezi idi. Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin yenilmesi üzerine ... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Ceb Harçlığı Nedir?
Osmanlı padişahlarına, Mısır eyaletinden gelen gelir hakkında kullanılır bir tabirdir. Aynı tabir çeşitli kaynaklardan gelen paralar hakkında da kullanılırdı. Mısır'dan gelen bu para, 1587 yılına kadar beş yüz bin altın, XVII. yüzyıl başlarında altı yüz bin altındı (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Cebeci Ocağı Nedir?
Cebecilerin mensup olduğu ocağın adıdır.

Kapıkulu ocaklarının yaya kısmında yer alırlar. Bölük ve cemaat olarak iki kısma ayrılan bu ocak, ok, yay, kılıç, kalkan, harbe, cebe, cevşen, tüfek, barut ve kurşun gibi dönemlerinin savaş malzemelerinin imali, muhafazası ve tamiri ile görevliydi. Savaş sonunda, silahlar ocak tarafından geri alınır, tamiri gerekenler tamir edilir, barış zamanında cephane adı verilen silah deposunda muhafaza edilirdi. Savaş zamanında bu malzemelerin cephelere dönemlerinin taşıma araçları filika ve palangalara götürülmesi de bu ocağın görevleri arasındaydı.

Cebeci Ocağı'nın ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Yeniçeri Ocağı ile beraber veya ondan sonra kurulduğu tahmin edilmektedir.

Cebeci Ocağı'na girecek olanlar Acemi oğullarının arasından seçilirdi. Ancak daha sonra Cebecilerin evlenmelerine izin verilince, cebeci çocukları da ocağa kaydedildi. Acemi Ocağı'nın bozulma... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Cebelu Nedir?
Tımar ve zeamet sahiplerinin sefer sırasında kendilerinden başka götürmeye mecbur oldukları savaşçılara verilen addır.

Cebelu silahlı asker demektir. Lehçe-i Osmani'de Cebelu "Tımar sahiplerinin yedek götürdükleri silahlı adamlar, kafileyi muhafaza için verilen yerli süvari" diye tarif olunmaktadır. Cebelu ismi, zırh giydikleri için verilmiştir. Savaşlarda kahramanlık gösteren cebelulara tımar verilirdi. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Cellat Çeşmesi Nedir?
Topkapı Sarayı içinde Çizme Kapı denilen bölgeden Ortakapı denilen yere kadar uzanan duvarın önünde olan çeşmeye verilen addı. Bu çeşmeye Siyaset Çeşmesi adı da verilirdi. Siyasetten idama mahkum olanlar bu çeşmenin yalağı içinde kesildiklerinden çeşmeye bu ad verilmişti. Cellad idam hükmünü yerine getirdikten sonra ellerini, satırını, bıçaklarını bu çeşmede yıkardı. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Cemaat Nedir?
Yeniçeri Ocağı, saray ve diğer teşkilatlarda hizmet gören topluluklar hakkında kullanılan genel bir tabirdir. Bu toplulukların bir kısmının isimleri ve hizmetleri şunlardır: Cemaat-ı abkeşan (sucular), cemaat-ı acemiyan (acemiler), cemaat-ı ambarciyan-ı hayme (çadırcılar), cemaat-ı cameşuyan (çamaşırcılar), cemaat-ı habbazin (ekmekçiler), cemaat-i teberdaran (taberdarlar, baltacılar), cemaat-i şütürban (deveciler), cemaat-i bevvabin (kapıcılar), cemaat-i celladan (celladlar). (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Cemaat Ortaları Nedir?
Yeniçeri Ocağı'nı teşkil eden ortaların 1-10 adedinin aldığı unvandır. Bunlara yayabeyler de denilirdi. Cemaat ortalarından hudut muhafızlığına tayin olanlar da vardı. Subayları kale anahtarlarını saklamak, yeniçeri ağısının karşısında ata binmek gibi imtiyazlara sahipti. Cemaat ortalarından 60, 61, 62 ve 63. ortalar padişahın maiyetinde kullanılır ve kendilerine solak adı verilirdi. Bunların amirlerine solakbeyi denilirdi. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Cerehor Nedir?
Osmanlılar tarafından ordu hizmetlerinde kullanılan Hıristiyan ecirlere (ücretli esir) verilen addır. Eldeki kuvvet kafi gelmediği zamanlarda, ücretle toplanmış olan askerlere de bu isim verilirdi. İsmail Hakkı Uzunçarşılı'ya göre bu askerler (Kapıkulu Ocakları, C.I) Orhan Gazi devrinde veya ondan az sonra Osmanlı ordusunda vardı. Cera, vazife, nafaka ve kira anlamındadır. Bu kelime tarihlerde cerahor, cecrihor, cerihor, sarahor, şeklinde kullanılmış, Osmanlı kanunnamelerinde cerehor olarak geçmiştir. Cerehorlar ücretli olup, ihtiyaç zamanında toplanırlardı. Cerahor veya serehor ordu mühimmatını, çadırları, savaş araçlarını develerle naklederlerdi. Cerehor kuvvetleri eyalet kuvvetlerinden sayılırdı. Cerehorlar daha sonraları inşaat ve amele hizmetlerinde istihdam edilmek üzere hudut Hıristiyanlarından alındı. Cerehor hizmetini arzularıyla görenler olduğu gibi cebri bir şekilde yapanlar, istemeyerek gördükleri işleri bırak... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Cevaiz Nedir?
Beylerbeyi, sancakbeyi, kadı gibi büyük memurların, bir yere tayinlerinde sarf etmeleri gelenek olan bahşişlerdir. Bu bahşişler harc-ı ferman, tebşiriyye-i mutade, harc-ı beha, kudumiye gibi isimler altında vergi olarak eyalet veya sancaktaki halktan toplanırdı.. Tanzimat Fermanı (1839) ile cevaiz kaldırılmıştır (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Cezayir-i Bahr-i Sefid Eyaleti Nedir?
Osmanlı İmparatorluğu'nun genel olarak, Ege Denizi'ndeki adalarından meydana gelen bir idare bölgesi. Cezayir-i Bahr-i Sefid Eyaleti'nin alanı XVI. ve XVII. yüzyıllarda çok gelişmiş, Girit'ten başka bütün Ege adaları ile Gelibolu ve Biga yarımadaları, Ege ve Yunan denizleri sahilleri, bir kısım Kuzey Afrika kıyıları ve hatta Kocaeli Sancağı bile bu eyaletin sınırları içine alınmıştır. Osmanlı Devleti'nde ilk zamanlar merkezi Gelibolu olan sancağın beyliği, o devirde "derya beyi" diye anılan kaptan paşalara ek görev olarak veriliyor ve Ege adaları birer birer zapt edildikçe "Kaptan Paşa Sancağı" denilen bu sancağa bağlanıyordu. Barbaros Hayreddin Paşa Osmanlı hakimiyetini tanıyıp Kanuni Sultan Süleyman'ın hizmetine girerek Kaptan-ı derya tayin olunduğu sırada, İmparatorluğun geniş arazisi üzerinde, o tarihlerde kurulmaya başlayan eyaletlerden biri olarak da adalar ve gerek görülen bazı kıyı sancakları birleştirilmek s... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Cihad Nedir?
Allah'ın adını yüceltmek için Allah'a inanmayanlarla savaşmak. Cihadın çeşitleri vardır: Cihadı Kebir, Cihadı Ekber (Büyük Cihad), küfre batıl inanışlara imanla karşı koymak, Kur'an'ın emirlerine itaat etmek, nefsi, şeytani ve şehvani heveslere karşı korumak, nefsi kötülüklere karşı kuvvetlendirmektir. Cihad-ı Sagir, Cihad-ı Asgar (Küçük Cihad), müşriklere karşı İslam'ı savunma ve Allah'a ortak koşanlara saldırmaktır. Bu savaşlarda ölen Müslümanlar şehit, sağ olarak dönene ise gazi unvanı verilirdi. Müminin cihada iştirak edemeyeceği durumlar hastalık yoksulluk ve bedeni kudretsizliktir. Çocuklar ile bilginler cihada katılmazlardı. Müminler ancak, Müslümanlara karşı silah çekenlerle savaşmak zorundadırlar. Kadınlara, çocuklara, din adamlarına ve ihtiyarlara cihad sırasında silah çekmek bunları maddeten zarara uğratmak ise haramdır. Son dönemlerde Cihad-ı Kebir'e I. Dünya Savaşı örnek gösterilebilir. Ci... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Cizye Nedir?
Osmanlı sınırları içinde yaşayan Müslüman olmayan tebadan can ve mal güvenliği sağlamak amacıyla alınan verginin adıdır. Yani fethedilen arazi üzerinde yaşayan Müslüman olmayan tebadan kolektif olarak alınır. Bu verginin kaynağı Müslüman Araplardır. Araplar ele geçirdikleri topraklarda idare sistemini değiştirmez, halktan cizye adı altında vergi alırlardı. Ödeme sorumluluğu akıl ve bedence sağlam ve ödemek kudretine haiz ve yetişkin erkeklerdir. Kadın ve çocuklar ile ihtiyar erkekler, savaşa gitmekle mükellef olmadıkları için, cizyeden muaf tutulurlardı. Körler, sakatlar içinde cizye ödeyenler yalnızca servet sahipleri idi. Fakirler ve dilenciler cizye ödemezlerdi. Yoksul rahipler de cizye ödemezken, zengin manastırlarda görev yapan rahipler ve baş rahipler cizye öderlerdi. Esirler de bu vergiden muaftı. Cizye nakden ödenirdi. Bazen eşya ile de ödenebilirdi. Cizyesini ödemeyenlere hapis cezası verilirdi. Osmanlı Devleti... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Cuma Selamlığı Nedir?
Cuma namazında padişahlar için yapılan merasime verilen addır. Cuma selamlığına Cuma alayı, Selamlık resm-i alisi de denilirdi. Osmanlı padişahları aynı zamanda İslam halifesi olduğu için İslam dininin sosyal prensiplerinden olan Cuma toplanısı ve o gün hutbe adı altında verilen haftalık konferansı dinlemek onların pek ziyade önem verdikleri dini ve sosyal vazifelerden biri idi. Hutbe mutlaka kapısı herkese açık olan bir yerde okunmalıydı. Bu sebeple padişahlar Cuma günü mutlaka saraydan çıkıp, halkın da içine serbestçe girebileceği camilerden birinde namaz kılarlardı. Padişahlar II. Abdülhamid devrine kadar camilere ata binerek giderlerdi. Bu tarihten sonra padişahlar arabayla camiye gitmeye başladılar. Selamlık merasiminde askeri, idari ve ilmiyeden birçok kişi bulunur, her sınıf askerden birkaç alay, tabur iştirak eder ve namazdan sonra camiin önünde, padişahın huzurunda bir geçit resmi yapılırdı. Bu askeri hareket ... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Cülus Bahşişi Nedir?
Padişahın ölümü veya tahttan indirilmesi üzerine tahta geçen yeni padişah tarafından askerler ve memurlara verilen hediyenin adıdır. Osmanlılarda iki çeşit cülus bahşişi vardı. Birisi bir defaya mahsus olmak üzere verilir, diğeri ise askerlerin ulufelerine zam yapılmasıyla gerçekleştirilirdi. Tahta çıkan padişahın "kullarımın bahşiş ve terakkileri makbulumdur" şeklindeki karar ve bu kararın açıklanmasını askerin işitmesi kural olmuştur. Cülus bahşişi her asker için aynı değildi. Yeniçeriler üçer bin, sipahiler biner, acemi oğlanları ikişer, cebeciler ve topçulara biner akçe verilmesi kanundu. Memurlardan sadrazama otuz bin, müderrislere üç bin, defterdara yirmi bin, nişancıya otuz bin, reisülküttaba yedi bin akçe cülus bahşişi verilirdi. Cülus bahşişi uygulamasına Yıldırım Bayezid devrinde başlandığı iddia edilmekte ise de kanun haline Fatih Sultan Mehmed zamanında getirilmiştir. XVI. yüzyıl sonunda dönem ... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Çakırcıbaşı Nedir?
Osmanlı Devleti saray teşkilatında "Erkan-ı birun" denilen ve dış hizmetlerde görevlendirilenlerin ağalar arasında, teşrifatta (protokolde) önde gelenin adıdır. Fatih Kanunnamesi hükümlerine göre, Çakırcıbaşı'nın teşrifattaki yeri sarayın ahır müdüründen (mirahur) sonra geliyordu. Çakırcıbaşı'nın ulufesi yılda yüz altmış akçeydi. Çakırcılar, Çakırcıyan-ı Hass, Şahinciyan, Atmaciyan adıyla üçe ayrılmışlardı. Son ikisinin başına "Doğancıbaşı" ve "Atmacıbaşı" sıfatıyla iki subay tayin edilmiştir. Çakırcıbaşı, padişahın atının yanında yürüme imtiyazına sahip olan "Özengi ağaları" da denilen "rakip ağaları"ndan idi. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Çalık Nedir?
Osmanlı Devlet teşkilatında Yeniçeri Ocağı'ndan çeşitli sebeplerle atılarak kayıtları silinenlere verilen addır. Daha sonraları bunlar için "Kaydı terkin olmuş" deyimi kullanılmıştır. Ancak hataları affedilip yeniden ocağa alınanlar için yapılan işleme de "çalık tashihi" denilmiştir. Yeniçeri Ocağı'nda çalık tashihi işlemleri sebebiyle, ocak ileri gelenleri tarafından pek çok yolsuzluklar yapılmıştır (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Çarhacı Nedir?
Yürüyüş halindeki ordunun öncülüğü görevini yapanlar hakkında kullanılan bir tabirdir. Bunlar ordunun en seçkin grubunu meydana getirirler. Süvari olan Çarhacıların sayısı dört-beş bindi. Bunların amiri "Çarhacıbaşı" idi. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Çaşnigir Nedir?
Osmanlı saray teşkilatında sofra hizmetlerini gören garsonlar için kullanılan bir tabirdir. Bazıları yemeklerin malzemelerini temin eder, bazıları da pişen yemeklerin dağıtımında hizmet görürlerdi. Bunlara "Zevvakin-i hassa" da denirdi. Amirlerine "çaşnigir başı", "ser zevvakin-i hassa" unvanları verilmiştir. Divan-ı Hümayun toplantılarında çaşnigirbaşı, çaşnigirlerin önlerine düşüp yemeklerin dağıtımına nezaret ederdi. Has odaya verilecek yemeklerde de çaşnigirbaşı önde bulunduğu halde çaşnigirler yemekleri getirirlerdi. Devlet büyüklerinin sofrasını çaşnigirler kurar, kendilerine mehter eşlik ederdi. Böyle günlerde başlarına mücevveze ve çatma üst elbisesi giyerek matbah-ı amire tarafında oturup sırası gelince vezirlere yemek verirlerdi. Çaşnigirbaşlarına bayram yemeklerinden sonra birer kaftan giydirilmesi adet olunduğundan, bu yemek sırasında arkalarındaki çatmaları çıkarır, orta kuşağıyla hizmet ed... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Çatal Kalafat Nedir?
Yeniçeri Ağası, topçu ve gece bekçiliği görevi yapan asesbaşıların giydikleri başlığa verilen ad. Üzerine tülbent sarılır. Tülbendin öne gelen tarafı çatal biçimindedir. İsmini şeklinden alır. Yeniçeri Ağası'nın giydiği çatal kalafatın rengi kırmızı, topçubaşı ile asesbaşınınki ise yeşildir. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Çatalbayrak Nedir?
Yeniçeri Ocağı bölük ve ortalarının bayraklarından birine verilen ad. Bu bayrağın rengi yarısı kırmızı, yarısı sandır. Şeklinden dolayı "Çatal Bayrak" adını almıştır. (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Çekdiri Nedir?
Osmanlı döneminde, kürek ve yelkenle giden bir çeşit savaş gemisi. Bunlar savaşlardaki görevlerine ve büyüklüklerine göre sınıflandırılırdı. Başlıcaları şunlardı: Kadırga: 25 çift kürekli, ince uzun bir çekdiridir. Boyu 56 zira (75- 90 cm. arasında değişen eski bir uzunluk ölçüsü), baş yüksekliği 11, kıç yüksekliği 18 karıştı. Her kürek 4 kişi tarafından çekilirdi. Baş tarafında 12 okkalık gülle alan bir top ve bunun yanlarında biraz daha küçük kolonborna denilen iki top bulunurdu. Mürettebatın 35'i gemici, 196'sı kürekçi, 100'ü savaşçı, 331 kişi idi. Kadırgalar, savaş gemileri olmasına rağmen bazen daha büyükleri de yapılırdı. Bunların 26 çift kürekli olanına mavna, 26-36 çift kürekli olanlarına baştarda denilirdi. Mavnanın boyu 65 zira, baş yüksekliği 12,5, kıç yüksekliği 20 karış olurdu. Mavnanın mürettebatı 45'i gemici, 30'u topçu, 150'si muharip, 372'si kürekçi olmak üzere 597 ki... (Devam)
Tarih Sözlüğü 29 Şubat 2012 Yorum yok
Toplam 7 sayfa, 2. sayfadasın: Önceki, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, Sonraki
Popüler Sayfalar:
Son Ziyaretler:
Coğrafya Sitesi Matematik Sorusu