OSMANLI’DA DEVLET ANLAYIŞI

- Türkiye Selçuklu Devleti döneminde bir uç beyliği olarak Söğüt ve Domaniç yöresine yerleşen Osmanlılar, kısa sürede Anadolu’da ve Avrupa’da egemenlik kuran büyük bir devlet durumuna geldi.
- Geniş bir coğrafyaya hâkim olan Osmanlılar, bünyelerinde ırk, din, dil ayrımı gözetmeksizin barındırdığı milletleri, yüzyıllarca başarıyla yönetti.

Hükümranlık

- Osmanlı Devleti’nde hükümranlık anlayışı, İslâm hukukuna ve eski Türk devlet geleneğine dayanıyordu:
- İslâm hukukuna göre hâkimiyet Allah’a aittir. Hükümdar, Allah’ın vekili olarak halkı adaletle yönetmek, yönetilenler de hükümdarın emirlerine uymak zorundaydı.
- Türk devlet geleneğine göre ise, ülkeyi yönetme yetkisinin Tanrı tarafından hükümdar ve ailesine verildiği inancı vardı. Tanrının verdiği siyasi güce kut deniyordu. Ayrıca, ülke hanedanın ortak malı sayılıyordu. Bu sebeple sık sık taht kavgaları çıkmış, kurulan devletler uzun ömürlü olmamışlardır.
- Osmanlı Devleti’nde hükümdarlığa kimin geçeceğine dair kesin bir kural yoktu. I. Murat’tan itibaren “ülke hanedanın ortak malıdır” anlayışının yerini, “ülke padişah ve oğullarınındır” anlayışı aldı.
- Bu uygulamanın amacı, taht kavgalarının sınırlandırılması ve merkezî otoritenin korunmasıdır.

Sancağa Çıkma

- Şehzadeler, belli bir yaşa gelince sancaklara vali olarak gönderilirlerdi. Onlara lala denilen bilgili ve deneyimli kişiler yardımcı olurdu.
- Şehzadeler, böylece tahta çıkmadan yönetim tecrübesi kazanıyorlardı.
- Önemli şehzade sancakları; İzmit, Bursa, Kütahya, Manisa ve Amasya’dır.

Hükümdar

- Osmanlı Devleti’nde hükümdar ülkenin mutlak hâkimidir.
- Bu durum onun her istediğini yapabileceği anlamına gelmezdi.
- Devleti yönetirken şeriata ve töreye uymak zorundaydı.

Padişahın Görevleri

- Halkı korumak,
- Adaletli olmak,
- Sınırları güvenlik altına almak,
- Seferlere çıkarak ülke topraklarını genişletmek,
- Halkın ekonomik ve sosyal refahını sağlamaktı.

Halkın Padişaha Karşı Görevleri

- Kanunlara ve padişahın emirlerine uymaktı.

Hükümdarın Kullandığı Unvanlar

- Bey, gazi, hüdâvendigâr, sultan, padişah, han.

 

OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

- Osmanlı hükümdarları, yasama, yürütme ve yargı yetkilerini kendilerinde toplamışlardı.
- Ama uygulamanın kolay ve seri olabilmesi için bir görev dağılımı yapılmıştı.
- Orhan Bey zamanında Divan-ı Hümayun kurulmuştur.
- Divan-ı Hümayun'da; siyasi, askeri ve ekonomik konular görüşülür, davalara bakılırdı.
- Divan herkese açıktı. Divan'daki görüşmelere; veziriazam, vezirler, kazaskerker, defterdar ve nişancı katılırdı.
- Murat zamanında sınırların genişlemesiyle, beylerbeyilik kuruldu.
- Ülke; yönetim birimlerine ayrıldı: Eyaletler sancaklara, sancaklar kazalara, kazalar köylere ayrıldı.
- İlk düzenli ordu, Orhan Bey zamanında Yaya ve Müsellemler şeklinde oluşturuldu.
- Murat zamanında Kapıkulu Ocağı kuruldu.
- Karesioğulları Beyliği'nin alınmasıyla denizcilik faaliyetleri başladı.
- Karamürsel, Edincik ve Gelibolu'da tersaneler kuruldu.
- Osmanlı Devleti'nde ekonominin temeli, tarıma dayanıyordu.
- Murat zamanında tımar sistemi kurularak, dirlik denilen ülke toprakları şu bölümlere ayrıldı:

 

- İznik'in alınmasından sonra ilk medrese burada kuruldu.
- Başmüderris olarak Kayserili Davut atandı.
- Daha sonraları Bursa, Edirne ve İstanbul başta olmak üzere birçok medresede eğitim zirveye ulaşmıştır.

 

OSMANLI ORDUSU

- Kuruluş yıllarında Osmanlı Beyliği'nin düzenli askerî birlikleri yoktu.
- Gerektiğinde aşiret kuvvetleri ile alperenler ve gazi akıncılar bir tellâl ile davet edilir, toplanan birliklerle sefere çıkılırdı.
- Savaş bitince herkes, işinin başına dönerdi. İlk fetihleri yapanlar bu uç kuvvetleridir.
- Sınırların genişlemesiyle devamlı savaşa hazır, askerî birliklere ihtiyaç duyuldu.

Kara Ordusu
Yaya ve Müsellemler

- Atlı ve yaya askerlerden oluşan ilk düzenli ordu, Orhan Bey zamanında oluşturuldu.

Kapıkulu Ocakları

- Rumeli'ye geçilmesinin ardından daha fazla ve daha güçlü askerî birliklere ihtiyaç duyuldu.
- Murat zamanında Kapıkulu Ocakları kuruldu.
- Kapıkulu Ocakları; piyadeler ve süvariler olmak üzere iki bölümden oluşmaktaydı.

Kapıkulu Piyadeleri
Acemi Ocağı

- Acemi Ocağı, Yeniçeri Ocağı'na asker yetiştirmek için kurulmuştur.
- Osmanlıların Rumeli'ye geçmesi ve fetihlerin artmasıyla daha fazla askere ihtiyaç duyuldu.
- Bunun için 1363'te Pençik Kanunu çıkarıldı. Kanuna göre; savaşta esir alınan genç esirlerden beşte biri vergi karşılığı devletin olacaktı.
- Bu esirler, kısa bir eğitimden sonra Yeniçeri Ocağı'na alınırlardı.
- Bunun sakıncaları görülünce savaş esirlerinin Anadolu'da Türk ailelerin yanında yetiştirilmeleri sağlandı.

Devşirme Kanunu

- Ankara Savaşı'ndan sonra iç karışıklıklar ve fetihlerin durması sonucu savaş esiri elde edilemedi. Bunun üzerine Devşirme Kanunu çıkarıldı: Hristiyan halkın çocuklarından sadece bir tanesi, devlet hizmetine alındı.
- Tek çocuklu ailelerin çocukları alınmadı.
- Sağlıklı ve gürbüz olmaları şartıyla yaşları 8-18 arası olan çocuklar, tercih edildi.
- İlk önceleri Rumeli tarafından çocuk toplandı.
- Bu sistem, aileler için çocuklarının Osmanlı'ya hizmet ediyor olması bakımından hem onur verici, hem de ekonomik bir kazançtı.
- Devşirme işlerinden Yeniçeri Ağası sorumluydu.

Yeniçeri Ocağı

- Yeniçeriler, Kapıkulu Ocakları'nın en temel ve en kalabalık grubuydu.
- Murat zamanında Edirne'de kuruldu.
- Yeniçeriler, devletin merkezî otoritesinin temelini oluştururlardı.
- Padişah, yeniçeriler sâyesinde uç beylerinin güç ve otoritelerini dengelemiştir.
- Yeniçeriler, sıkı bir eğitim görürler, ok, yay, kılıç, balta ve gürz gibi silahlar kullanırlardı.
- Yeniçeriler, yaya olarak savaşırlar ve savaş sırasında merkezde, padişahın yanında bulunurlardı.
- Yeniçerilerin komutanına Yeniçeri Ağası denirdi.
- Yeniçeriler, yılda bir elbise, üç ayda bir ulûfe denen maaş alırlardı.
- Saygınlıkları vardı.
- Merkezde ya da yakın kışlalarda otururlardı.
- Evlenmezler, askerlik dışında başka bir işle uğraşmazlardı.

Cebeci Ocağı

- Yeniçerilerin silahlarını taşır, onarır, bakımlarını yaparlardı.

Topçu Ocağı

- Top dökmek, top mermisi yapmak ve top atmak için kuruldu.
- Osmanlı ordusunda ilk top, I. Murat zamanında 1389'da I. Kosova Savaşı'nda kullanılmıştır.

Kapıkulu Süvârileri (Atlıları)

- Kapıkulu süvarileri, seçkin bir askerî sınıftır.
- Derece ve maaş yönünden yeniçerilerden üstündür.
- Edirne, İzmit ve Bursa'da oturur, sefer sırasında orduya katılırlardı.

Eyalet Askerleri
Tımarlı Sipahiler

Tımar Sistemi

- Osmanlı Devleti, Türkiye Selçuklularında ikta olarak bilinen bu sistemi alarak geliştirmiş ve tımar sistemi adıyla uygulamıştır.
- Tımar Sistemi'nde devlet, bazı topraklarının gelirlerini, görev karşılığı olarak askerlerine ve memurlarına vermekteydi.
- Tımar sahipleri, her üç bin akçe için cebelû denilen atlı asker beslerdi.
- Tımar Sistemi'nde; Toprağı kullanan köylü;
- Nedensiz olarak toprağını terk edemezdi.
- Toprağını üç yıl üst üste boş bırakamazdı.
- Vergisini, sipahiye ödemek zorundaydı.

 

- Tımar sahiplerinin görevleri ise;
* Köylünün güvenliğini sağlamak,
* Köylünün tarım ihtiyaçlarını temin etmek,
* Tohumluk ihtiyacını karşılamak,
* Köylünün vergilerini rahatça ödemelerini sağlamaktı.

Azaplar

- Halk arasından seçilen gönüllülerdir.
- Anadolu'dan katılan, dinç ve bekâr erkeklerdi.
- Düşmana ilk onlar saldırırdı.

Akıncılar

- Sınırların güvenliğini sağlamak için kurulmuş askerî birliklerdi.
- Çok hızlı hareket ederler, korkusuzca düşmana saldırırlardı.
- Düşman hakkında bilgi toplar, orduya yol açar ve pusu kurulmasını önlerlerdi.

Deniz Kuvvetleri
Donanma

- Osmanlılar, denizcilikle ilgili ilk faaliyetleri Karesi Beyliği'nin gemileriyle yapmışlardır.
- Karamürsel, Edincik ve Gelibolu'da tersaneler kurulmuştu.
- Yıldırım Bayezit zamanında donanma gelişme göstermiş, Sakız, Eğriboz adaları ve Yunanistan'ın doğusuna seferler düzenlenmiştir.
- Osmanlı donanmasının ilk ciddî çatışması, Mehmet Çelebi zamanında oldu.
- Osmanlı donanması, 1415'te Venediklilere yenildi. Bu yenilgi sonrası donanma konusundaki çalışmalar hızlanmıştır. Öyle ki; II. Murat zamanında, Osmanlı donanması Karadeniz'de Trabzon Rum İmparatorluğu'nu tehdit edecek duruma gelmişti.

 

OSMANLI EKONOMİSİ


İnsan

- Osmanlı topraklarında yaşayan tüm halka reâya denilmekteydi.
- Bu insanlar, yatıkları işlerin özelliğine göre şehir, kasaba veya köylerde yaşamaktaydılar.
- Reâya, kendilerine imkân sağlayan devlete de vergilerini vermekteydiler.
- Osmanlı Devleti’nde insanların ekonomik gücü, nüfusa bağlı olarak artmıştır.
- Tam anlamıyla bir nüfus sayımı yapılmasa da Osmanlı tahrir defterleri, Osmanlı nüfusunun özellikleri hakkında bilgiler vermektedir.
- Tahrir defterlerine, ülke toprakları ve üzerinde yaşayan insanlar kaydedilirdi.
- Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında Anadolu’nun nüfusu azdı. Bunun sebebi; kıtlık, salgın hastalıklar ve savaşlardı.
- Osmanlı Devleti güç kazandıkça nüfus arttı. Bunun sebebi; ekonomik durumu iyileşmesi ve güvenli bir ortamın oluşmasıdır.

Toprak

- Osmanlı ekonomisinin temel kaynağı topraktır.
- Ekilebilen tüm topraklar, devletin malıydı.
- Reâya, bu toprakları kullanma hakkına sahipti.
- Devlet malı olan topraklara mîrî arazi denirdi.
- Devlet, herkese ailesinin ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde toprak verirdi. Tımar sistemi içinde köylüye dağıtılan bu topraklara çift denirdi.
- Bu toprakların kullanma hakkı çifçinindi. Ölümünden sonra bu toprakların kullanım hakkı, çiftçinin çocuklarına miras kalırdı.
- Bu uygulama ile toprak sahibi zengin bir sınıf ortaya çıkmamıştır.

 

Üretim

Tarım

- Osmanlı Devleti’nde en önemli gelir kaynağı tarımdı.
- Devlet tarafından kendisine toprak verilen köylü, tarımla uğraşır, geçimini sağlardı.
- Köylü bu toprağı; satamaz, vakfedemez, devredemezdi.

Köylünün devlete karşı sorumlulukları vardı:

- Toprağı habersiz terk etmemek,
- Sebepsiz olarak toğrağı üç yıl üst üste ekmeden bırakmamak,
- Ürettiği ürünün vergisini sipahiye ödemek

Buna karşılık devletin vatandaşa karşı görevi de;

- Halkın huzur ve güvenini sağlamaktı.
- Devlet, sağladığı imkânlar karşılığında tımar sahibinden; asker yetiştirmesini, köylüden de üretim yapmasını beklerdi.

Hayvancılık

- Osmanlı Devleti’nde ekonominin en önemli unsurlarından biri de hayvancılıktı.
- Hayvancılıktan; ulaşım, taşımacılık, et, süt, yün, dokumacılık alanlarında faydalanılmaktadır.
- Balıçılık ve arıcılık da gelişmiştir.
- Hayvancılıkla uğraşanlar göçebelerdi (konargöçer/yörük).
- Hayvancılıkla uğraşanlardan ağnam vergisi alınırdı.
- Hayvancılığın yaygın olduğu iller; Bursa, Balıkesir, Manisa ve Aydın’dı.
- Hayvancılık, her dönem devlet tarafından desteklenmiştir.
- Devlet desteği sayesinde; Bursa’da ipek, Selanik’te çuha, Bulgaristan’da aba, Ankara’da tiftik yaygın olarak üretildi.

Ticaret İç Ticaret

- Osmanlı Devleti’nin kurulduğu topraklar; doğudan batıya uzanan ticaret yolları üzerinde bir merkez durumundaydı. Bu sebeple, ticaretin gelişmesine önem verildi.
- Ticaret, devlet tarafından desteklendi. Ticaretten az vergi alındı.
- Osmanlı topraklarında yabancı tüccarlar da ticaret yapabiliyordu.
- Ticaret yoları üzerinde kervanların dinlenmesi için menziller kurulmuştu.
- Ana yollar ve geçitler derbentçi denilen görevlilerin gözetimi altındaydı.
- Şehirlere gelen mallar, bedesten, çarşı ve kapan hanlarında toplanır ve satışa sunulurdu.
- İlk bedesten, Orhan Bey zamanında Bursa’da, ikincisi ise Mehmet Çelebi zamanında yine Bursa’da İpak Han adıyla yaptırıldı.
- Kapan hanları, tek cins ticaret maddesinin toptan satışının veya dağıtımının yapıldığı yerlerdir. Un kapanı, yağ kapanı gibi…
- Esnaf, Ahiliğin birer kolu olan lonca teşkilatlarına bağlıydılar. Her meslek grubunun ayrı bir loncası olurdu.
- Loncaya kayıt olan üyeler, o loncanın denetimi ve koruması altında olurlardı.
- Dükkân açma hakkına gedik denirdi. Gediğe sahip olmak için, çıraklık, kalfalık ve ustalık belgelerini almak gerekirdi.
- Şehirlerde ayrıca belirli günlerde kurulan açık pazarlar da vardı. Bu pazarlar, satılan malın adıyla anılırdı. Odun pazarı, at pazarı gibi…
- Çarşı ve pazarları fiyat ve kalite bakımından denetleyen görevliler; muhtesip ve eminlerdi.

Dış Ticaret

- Osmanlıların Anadolu’da egemenliğini genişletmesi, güvenliği sağlaması ve liman şehirlerini ele geçirmesi, 14. yüzyılın sonlarından itibaren dış ticaretin gelişmesini sağladı.
- İran ve Hindistan’dan gelen tüccarların Bursa, Antalya ve Alanya’ya ulaşmaları sağlandı.
- Ticaret yolları üzerine kervansaraylar yaptırıldı.

Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Adınız:
Mesajınız:
 
© 2015 Tarih Sitesi
Coğrafya