16. Yüzyıl sonlarında Osmanlı Devleti doğal sınırlara ulaşmıştı. Doğuda Zagros dağlarında, Kafkasya alınarak Hazar Denizi kıyılarına, Güneyde Umman Denizi ve Büyük Sahra'ya ulaşmıştır.

Batıda Avusturya, doğuda İran gibi güçlü devletler genişlemeyi engellemiştir. Safevi Şahlığı'nın Asya'dan Anadolu'ya Türk boylarının göçüne engel olması nedeniyle var olan Türk nüfusu, imparatorluğun daha çok genişlemesine yeterli olmamıştır.

Coğrafya Keşifleriyle zenginleşen Avrupa'da Rönesans, Reform gibi atılımlarla bilim ve teknik alan çok gelişmiştir. Buna karşılık Osmanlı Devleti'nde akıl ve bilime önem verilmez olmuş, yeniliklere "gavur icadı" damgasıyla din kalkan yapılarak karşı çıkılmıştır.


Duraklama Döneminde Siyasi İlişkiler


Osmanlı - İran İlişkileri

İran'da şii iktidarın baskısıyla karşılaşan sünniler zaman zaman ayaklanarak Osmanlı Devleti'nden yardım istemişlerdir. III. Murat İran'daki karışıklıklardan yararlanarak doğuya doğru genişleme politikası izlemiştir.

Osmanlı orduları Hazar Denizi kıyılarına kadar ilerleyerek Aşağı Kafkasya'yı ele geçirdiler. Safevi Devleti'nin isteği üzerine Ferhat Paşa ya da İstanbul Antlaşması'yla savaşlara son verildi (1590). Buna göre; Azerbaycan, Gürcistan, Luristan ve Dağıstan bölgeleri İran tarafından Osmanlı Devleti'ne verildi. Ferhat Paşa Antlaşması'yla Osmanlılar doğuda en geniş sınırlara ulaştılar.

Fakat bu barış ortamı sürekli olmamıştır, uzun süren savaşlarda Nasuh Paşa (1611) ve Serav (1613) gibi belirleyici olmayan antlaşmalar imzalanmıştır.

İran'ın hilelerle Bağdat'ı Osmanlılardan alması üzerine savaşlar yeniden başladı. IV. Murat ordu ve ülkede disiplini sağlayıp Revan ve Bağdat seferlerinde başarı kazandı. İran'ın isteği üzerine 60 yıl aralıklarla süren savaşlara Kasr-ı Şirin Antlaşması'yla son verildi (1639).

Bu antlaşmaya göre:

- Azerbaycan ve Revan İran'a bırakıldı.
- Bağdat Osmanlılara kaldı.
- Zagros dağları sınır olarak belirlendi.

İran sınırında günümüze kadar önemli bir değişiklik olmadı. İki devlet arasında bir denge sağlandı. 18. Yüzyılda tekrar İran'la bazı savaşlar yapıldıysa da sınırda değişiklik olmamıştır. İran sınırı Türkiye'nin en eski sınırıdır.


Osmanlı - Venedik İlişkileri

Venedik egemenliğinde olan Girit adası Hıristiyan korsanların barınağıydı. Akdeniz'in ortasında yer alan bu adanın stratejik konumu önemliydi.

Girit kuşatması (1645 - 1669) Avrupalılar'ın da Venediklilere yardım etmesi nedeniyle uzun sürdü. Osmanlı Devleti'nin bu sırada bunalımlı bir dönem yaşaması da kuşatmanın uzamasında etkili olmuştur. Köprülü Mehmet Paşa'nın düzeni yeniden sağlamasıyla Girit'e önem verildi. Girit Fazıl Ahmet Paşa tarafından Venediklilerden alınırken Girit'in 24 yılda alınabilmesi Osmanlılarla Avrupa arasındaki güç farkının azaldığının göstergesidir.


Osmanlı - Lehistan İlişkileri

II. Osman (Genç Osman) zamanında Lehistan (Polonya) Osmanlı egemenliğindeki Eflak, Boğdan, Erdel beyliklerinin içişlerine karışınca savaş başladı. Genç Osman komutasında Lehistan üzerine sefer ypıldı. Yeniçerilerin disiplinsizliği nedeniyle bu seferden istenilen sonuç alınamadı.

Osmanlı Devletiyle Lehistan arasında Hotin Antlaşması yapıldı (1621). Mevcut durum korundu.

IV. Mehmet zamanında (1648 - 1687) Osmanlıların himayesinde bulunan Ukrayna Kazakları Lehlilerin saldırısına uğradı. Bunun üzerine Fazıl Ahmet Paşa komutasında Osmanlı Ordusu Lehistan içlerine kadar girdi. 1676'da kesinleşen Bucaş Antlaşması'na göre:

Lehistan Podolya'yı Osmanlılara bıraktı. Ukrayna'nın da Osmanlı himayesinde olduğunu kabul etti.

Bucaş Antlaşması Osmanlı Devleti'nin batıda en geniş sınırlara ulaştığı, son toprak kazancı sağladığı antlaşmadır.


Osmanlı - Avusturya İlişkileri

Ferhat Paşa Antlaşması'yla Hazar Denizi kıyılarına kadar topraklarını genişleten Osmanlı Devleti batıda en önemli rakibi olan Avusturya'ya karşı da fetih siyasetini öne çıkardı. Bazı sınır olayları bahane edilerek Avusturya'ya savaş açıldı (1593).

Avusturya ordusu Haçova Savaşı'nda güçlükle yenilgiye uğratıldı (1596). Kanije, eğri ve Estergon Kaleleri ele geçirildi.

Bu sırada İran saldırısıyla karşılaşan Osmanlı Devleti Celali ayaklanmalarının da yaygınlaşması yüzünden Avusturya ile Zitvatorok Antlaşması'nı imzaladı (1606).

- Kanije, Eğri, Estergon Kaleleri Osmanlı'da kalacaktı.
- Avusturya Osmanlılara yıllık vergi vermeyecek bir defalık savaş zararını karşılayacaktı.
- Avusturya arşidükası Mukaddes Roma Germen İmparatoru olarak kabul edilecek, protokol bakımından padişah ile eşit sayılacaktı.

Bu antlaşma ile 1533'ten beri süren Avusturya üzerindeki Osmanlı üstünlüğü yerini eşitliğe bırakıyordu. Bu sonuç Osmanlıların batı karşısında güç kaybının göstergesidir.

Zitvatorok barışı Avusturya'nın Erdel Beyliği'nin işlerine karışması yüzünden bozuldu (1662). Fazıl Ahmet Paşa komutasında Osmanlı Ordusu Avusturya üzerine yürüdü. Alınması olanaksız olarak görülen Uyvar Kalesinin Osmanlı ordusunca fethi Avrupa'da "Uyvar önünde bir Türk gibi kuvvetli" sözünün söylenmesine neden olmuştur. Avusturya'nın isteği üzerine Vasvar Antlaşması yapılmıştır (1664).

- Erdel eskiden olduğu gibi Osmanlılara bağlı kalacaktı.
- Avusturya Osmanlılara savaş tazminatı ödeyecekti.
- Uyvar ve Novigrad Kaleleri Osmanlılarda kalacaktı.

Vasvar, Osmanlıların Avusturya ile imzaladığı son kazançlı antlaşma olmuştur.

Avusturya İmparatoru I. Leopold'un baskıcı katolik politikasına başkaldıran Tököli İmre önderliğindeki Macarlar, Osmanlılardan yardım istediler. Avusturya barışın bozulmaması için çaba harcadıysa da o sırada sadrazam olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Macarların isteğini kabul ederek İmre Tököli'yi Orta Macaristan kralı ilan etti.

Merzifonlu, Osmanlı Devleti'nin Avrupa karşısında üstünlüğünü koruduğuna, Avusturya'yı yenilgiye uğratacağına inanıyordu. Kanuni'nin bile almayı başaramadığı Viyana'yı alarak ününü arttırmak istiyordu.

Merzifonlu büyük bir ordu ile Budin (Budapeşte) üzerinden hareketle Viyana'yı kuşattı (1683). Kuşatma devam ederken Lehistan Kralı komutasında Fransız, Alman ve diğer Avrupalılardan oluşan Haçlı Ordusu Viyana'nın imdadına yetişti. Merzifonlu bu orduyu önemsemediğinden kuşatmayı kaldırmadı. Kırım Hanını Haçlı ordusunu etkisiz hale getirmek için görevlendirdi. Kırım Hanı kendisine Eflak, Boğdan beyleri kadar önem verilmediği yargısıyla Haçlı ordusuna saldırmadı. Ummadığı bir durumla karşılaşan Merzifonlu Viyana önlerinde ağır bir yenilgiye uğradı. Osmanlı ordusu Budin'e çekildi, Merzifonlu idam edildi.

Osmanlıların Viyana bozgunu Avrupa'da büyük sevinç yarattı. Avusturya, Lehistan, Venedik, Malta, Rusya aralarında "Kutsal Bağlaşma" kurarak Osmanlı topraklarına saldırıyı sürdürdüler.  Osmanlı orduları Fazıl Mustafa Paşa ve daha sonra II. Mustafa komutasında bazı başarılar kazandıysa da kesin sonuçlar alınamadı. Peşpeşe yenilgiler önlenemedi. Düşman eline geçen topraklardaki bir kısım halk Osmanlı Egemenliğindeki yerlere göç etti. Bu durum ekonomik çöküntüyü ve kargaşayı da arttırmıştır.

Padişah II. Mustafa barışa razı oldu. Osmanlı Devleti Avrupa devletleriyle Avusturya, Lehistan, Venedik arasında Karlofça Antlaşması yapıldı (1699).

- Avusturya Macaristan ve Erdel'i
- Lehistan Podolya ve Ukrayna'yı
- Venedik Mora Yarımadası ve Dalmaçya'yı alacaktı.

Rusya ile yapılan İstanbul Antlaşması (1700) ile;

- Azak kalesi ve çevresi Rusya'ya bırakılacak. Ruslar İstanbul'da elçi bulunduracak, Kudüs'ü ziyaret edebileceklerdi.

Karlofça Antlaşması'yla Osmanlı Devleti ilk kez toprak kaybetmiştir. Avrupalıların morali yükselmiş, Osmanlıları Rumeli'den atmak amacıyla saldırılarını sürdürmüşlerdir. Osmanlı Devleti'nde "Gerileme Dönemi" başlamıştır. 18. Yüzyıldaki Osmanlı siyaseti kaybedilen toprakları geri almak üzerine yoğunlaşmıştır.

Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Adınız:
Mesajınız:
 
© 2015 Tarih Sitesi
Coğrafya