Yavuz'un tek oğlu olduğu için kardeş kanı dökmeden tahta çıktı. Tahtta en uzun kalan padişahtır. Fatih'in yaptığı kanunlara önemli ekler yaptığı için "Kanuni", "Büyük", "Muhteşem" lakaplarıyla tanınır. Babası Yavuz'dan güçlü bir ordu ve donanma, deneyimli ve yetenekli bir yönetici kadrosu ve zengin bir hazine devraldı. Bu dönemde Osmanlı topraklarını hızla genişletmesinin yanı sıra, kültür ve sanat bakımından da zirveye ulaşmıştır. 16. yüzyıla "Türk asırı" denilmesinin en büyük nedeni Kanuni'ye aittir.

 

Avrupa'da Gelişmeler

Belgrad Fatih zamanında alınamamıştı. Kanuni, karadan ve Tuna nehrinden kuşattığı Belgrad'ı Macarlardan aldı (1521).

Belgrad'ın Osmanlılar tarafından alınması Avrupa'da yeni bir heyecan dalgası yarattı. Bu sırada Macar Kralı II. Lui'ye cesaret veren Alman İmparatoru Şarlken, Fransa Kralı I. Fransuva'yı yenip tutsak almıştı. Fransa Kralı'nın yardım isteği Kanuni'nin Macaristan Seferine çıkmasını etkilemiştir.

Mohaç Savaşı'nda Osmanlılar Macar ordusunu yenilgiye uğrattılar (1526). Bu zafer sonucunda Budapeşte (Budin) alındı ve Macaristan Krallığı, Osmanlı himayesine girdi.

Macar Krallığı'nı alt eden Osmanlı Devleti bundan sonra Avusturya ile mücadeleye başladı. Avusturya Kralı Ferdinand'ın Budin'i geri alması üzerine sefere çıkan Kanuni, Budin'i geri aldı. Alman ve Avusturya ordularının geri çekilmesi üzerine Viyana'yı kuşattıysa da hazırlıksız oluşu ve soğukların erken başlaması nedeniyle I. Viyana Kuşatması sonuçsuz kaldı.

Budin'in yeniden Ferdinand'ın saldırısına uğraması yüzünden sefere çıkan Kanuni, Almanya içlerine kadar girdiği halde karşısına çıkan tek bir ordu olmadı. Bu sefere Alman Seferi Hümayun'u denir (1532).

Osmanlılarla başa çıkamayacağını anlayan Avusturya İstanbul'a elçi göndererek barış istedi. Avusturya ile İstanbul'da yapılan 1533 Antlaşmasına göre:

- Avusturya arşidükası (kralı) protokol bakımından Osmanlı Sadrazamına eşit sayılacaktı.
- Ferdinand elinde bulundurduğu Macar topraklarına karşılık Osmanlı Devleti'ne yıllık vergi verecekti.

Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti Avusturya'ya üstünlüğünü kabul ettirmiştir. 1541'de Macaristan; Osmanlı Devleti, Avusturya ve Erdel Beyliği arasında paylaşılmıştır. Macaristan'ın Osmanlı egemenliğindeki topraklar Budin eyaleti adıyla örgütlendi.

 

Kapitülasyonlar:

Osmanlı Tarihi'nde Uhud-u Atika (Eski Antlaşmalar) ya da İmtiyaz-ı Mahsusa (Özel Arıcalıklar) adı verilen, Fransızca kapitülasyon olarak anılan antlaşmalar, ekonomi başta olmak üzere çeşitli konularda tanınan ayrıcalıklardır. Orhan Bey zamanında Raguza Cumhuriyeti'ne, Fatih zamanında Venediklilere verilmiştir. Kanuni döneminde ise Fransa'ya tanınmıştır (1535). Buna göre:

- Fransız ticaret gemileri Osmanlı limanlarına serbestçe girecek ve ticaret yapabileceklerdi.
- Fransız tüccarlarından, yabancılardan alınan vergilerden daha az vergi alınacaktı.
- Osmanlı ülkesinde yaşayan Fransızlar, inançlarında özgür olacaktı. Aralarındaki davalara Fransa'dan gönderilecek yargıçlar bakacaktı.
- Osmanlı tacirleri de aynı haklardan Fransa'da yararlanacaklardı.
- Antlaşma iki taraf hükümdarı sağ kaldıkça yürürlükte olacaktı.

Maddelere dikkat edilirse karşılıklı eşitlik ilkesine uyulduğu görülmektedir. Kanuni'nin Fransız tüccarlarına tanıdığı hakları Fransa Kralı'da kendi ülkesinde Osmanlı tüccarlarına tanımıştır. Böylece Coğrafi Keşiflerle azalan Akdeniz ticareti yeniden geliştirilmek istenmiş, Osmanlı tüccarlarına da bu ticaretten pay alma fırsatı sağlanmıştır.

Ancak özellikle deniz ticaretine yabancı olan Türkler kapitülasyonlarla kendilerine tanınan hakları kullanamadıklarından Kapitülasyonlar Fransa'nın yararına çalışmıştır.

Kapitülasyonlar Osmanlı Devleti ile Fransa'yı birbirine daha da yaklaştırmış, Kanuni Frnsa'yı Avrupa Hristiyan birliğinden ayırmıştır. Fransa da rakibi olan Kutsal Roma Germen İmparatorluğu'na (Almanya'ya karşı Osmanlı Devleti'yle işbirliği yapmayı çıkarına uygun bulmuştur.

 

İran'la İlişkiler

Yavuz Sultan Selim, Çaldıran Savaşı'nda Şah İsmail'i yenmiş fakat Safevi Devleti'ni ortadan kaldırmamıştı. Avusturya gibi İran da Osmanlı Ordusu önünden çekilmiş, ordunun bölgeden ayrılmasından sonra karşı saldırıya geçmiştir. Aralarında resmi bir anlaşma olmamasına rağmen doğuda İran, batıda Avusturya Osmanlı devleti'ni yıpratma siyaseti izlemişlerdir.

Kanuni Avusturya ile yaptığı anlaşmadan sonra İran üzerine yürüdü. Irakeyn Seferi sırasında Tebriz'i, Azerbaycan'ı ve Bağdat'ı aldı (1534). Kendisine Bağdat Fatihi denildi. Safevi Şahlığının Osmanlı topraklarına saldırısı üzerine Kanuni 1548 ve 1553 yıllarında yeniden İran üzerine seferler yaptı.

Safevi Devleti'yle Osmanlılar arasında yapılan Amasya Antlaşması ile savaşlara son verildi.

Erivan, Tebriz, Irak ve Doğu Anadolu Osmanlılara bırakıldı. İran'la yapılan bu ilk resmi antlaşmayla Osmanlı Devleti Safevi Şahlığına üstünlüğünü kabul ettirmiştir.

 

Denizlerde Gelişmeler

Rodos şövalyeleri Hıristiyan korsanlara yataklık yapıyor, Osmanlı Devleti'ne düşmanlık ediyorlardı. Fatih zamanında kuşatılıp alınamayan Rodos, Kanuni tarafından alındı (1522). Şövalyeler kendilerine verilen Malta adasına göç ettiler.

Kanuni Osmanlı deniz gücünü de kara ordusu kadar güçlü hale getirmek için Cezayir'e egemen olan Barbaros'a Kaptan-ı Deryalık verildi. Barbaros Cezayir'i Osmanlı padişahına armağan etti (1533).

Barbaros teknik yönden geliştirdiği Osmanlı tershanelerinde güçlü bir donanma inşa ettirdi. Ege ve Akdeniz'in Barbaros'un komutasındaki Osmanlı Donanması tarafından kontrol altına alınması Avrupa'da kaygı yarattı. Papa'nın öncülük etmesiyle Venedik, Ceneviz, Malta, İspanya, Portekiz gemilerinden oluşan Andrea Dorya komutasındaki haçlı donanması Preveze'de Osmanlılar tarafından ağır bir yenilgiye uğratıldı (1538). Bu zafer sonunda Osmanlı Devleti Akdeniz'de üstünlüğü sağladı.

Turgut Reis ve Kaptan-ı Derya Sinan Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Trablusgarp'ı ele geçirdi (1551). Turgut Reis Trablusgarp Beylerbeyi yapıldı.

 

Hint Seferleri (1538 - 1553)

Avrupalılar Haçlı Seferleri sırasında İpek ve Baharat yolunu ele geçirememişlerdi. Bizans'ı ortadan kaldırarak bu yolların denetimini ele geçiren Osmanlı Devleti doğu ticaret yolları üzerinde önemli bir güç haline gelmişti. Avrupalılar doğuya gidecek yeni yollar arayışına girdiler. Ümit Burnu'nu dolaşarak Hindistan'a ulaşan Portekiz'liler büyük bir sömürge imparatorluğu kurdular ve Hindistan ticaretini denetim altına aldılar. Ticaret yollarının değişmesinden zarar gören Osmanlılar, Hint müslümanların yardım çağrısından da etkilenerek Baharat Yolu'nu yeniden denetlemek amacıyla Hint Seferleri'ni başlattılar (1538).

Hadım Süleyman Paşa, Piri Reis, Murat Reis, Seydi Ali Reis tarafından yapılan seferlerde başarı sağlanamadı. Hintli müslümanların Portekizlilerle uzlaşması, Osmanlı donanmasının teknik yönden Portekizlilerle boy ölçüşecek durumda olmaması başarısızlığın nedenleridir. Hindistan'ın gelecekteki ekonomik değerini iyi kavrayamayan Osmanlı yöneticileri Hint Seferlerine fazla önem vermemiştir.

Bu seferler sırasında Yemen, Eritre, Aden, Sudan kuyuları ve Habeşistan'ın bir kısmı Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Rodos'un alınmasından sonra Malta Adasın'a yerleştirilen Sen Jan şövalyeleri Osmanlı gemilerine ve kıyılarına saldırarak korsanlıklarını sürdürdüler. Bu nedenle Malta Adası kuşatıldı. Kuşatma sırasında Turgut Reis öldü. Malta kuşatması başarısızlıkla sonuçlandı. Malta başarısızlığını örtmek için Macaristan ve Erdel'e saldıran ve Avusturya'yı cezalandırmak için sefere çıkan Kanuni, Zigetvar kuşatması sırasında öldü (1566).

 

Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Adınız:
Mesajınız:
 
Popüler Sayfalar:
© 2015 Tarih Sitesi
Coğrafya