Osmanlı tarihinde Sokullu'nun ölümünden (1579), Pasarofça Antlaşması (1699)'a kadar olan zaman "Duraklama", Karlofça'dan Tanzimat (1839) olan zaman "Gerileme" dönemi olarak adlandırılmıştır.

Duraklama Dönemi'nde (17. Yüzyıl) Osmanlı Devleti genişleme siyasetini sürdürmüştür. Devleti yönetenler Avrupa'nın gerisinde kalındığının farkına varamamışlardır. Eskisi kadar kolay kazanılamayan zaferler sonucu yavaş da olsa yeni topraklar alınmış sınırlar genişletilmiştir.

17. Yüzyıl başlarında şehzadelerin sancak beyliğine çıkmalarının yasaklanması, çocuk ya da dengesiz padişahların tahta çıkmasına neden olmuş, çıkar grupları arasında artan mücadele sonunda artan mücadele sonunda rüşvet ve adaletsizlikler artmıştır. Ekonomi, ordu, yönetim ve eğitimde bozulma görülmüş bunun sonucunda ortaya çıkan İstanbul ve Celali Ayaklanmaları devleti yıpratmıştır. Devleti içinde bulunduğu bu çıkmazdan kurtulmak için yükselme dönemi örnek alınarak bazı yenilikler yapılmıştır. Ancak yapılan yeniliklerden çıkarları sarsılan yeniçeriler ve ulema yeniliklere öncülük yapanları ortadan kaldırmışlardır. 17. Yüzyıl sonlarında batıda Avusturya kadar tehlikeli olacak bir rakip olan Rusya Osmanlı Devleti'nin karşısındaki cephede yer almıştır.

18. Yüzyıl başında Osmanlı Devleti daha önce yitirdiği toprakları geri alma siyasetini başarıya ulaştıramadı. Avrupa karşısında kendini savunmak zorunda kaldı. Batıda Rusya, Avusturya, Venedik, doğuda İran'la savaşlar yapmışlardır. Osmanlı Devleti bu yüzyılda başa çıkamadığı saldırılara karşı Avrupa devletleriyle bazı ittifaklara girmek zorunda kalmıştır. Avrupa'nın üstünlüğü kabul edilerek ilk kez Lale Devri'nde yenilikler yapılmıştır. Savaş alanlarındaki yenilgiler yöneticileri daha çok askerlik alanında yeniliklere yöneltmiştir.

Ekonomik, askeri ve teknolojik alanlardaki bozuklukları düzeltmek için yapılan yeniliklere karşı çıkanlar "kafirlik" suçlamasıyla yenilikçileri gözden düşürmek istemişlerdir. Padişah da olsa yenilik yandaşları şeriat adına öldürülmüşlerdir.


Duraklamanın İç Nedenleri

Mutlakiyetle yönetilen Teokratik bir devlet olan Osmanlı Devleti'nde bütün güç hukuken padişahtadır. Bu nedenle padişahların kişiliklerinin devlet yönetiminde olumlu ya da olumsuz etkileri görülmüştür.

I. Ahmet (1603 - 1617) veraset sisteminde değişiklik yapmıştır. Osmanoğullarından büyük ve akıllı olanın padişah olması kararlaştırılmıştır, şehzadelerin sancak beyliğine çıkmaları yasaklanmıştır. Bundan amaç şehzadeler arasında çıkan kanlı taht kavgalarına engel olmaktır. Şehzadeler sarayda yetiştirilerek belirli kurallar çerçevesinde tahta çıkacaklardı.

Bu uygulama şehzadelerin sarayda adeta hapis hayatı yaşamalarına yol açmıştır. Sürekli gözaltında bulunan şehzadeler kişiliklerini geliştirememiş, halka yabancılaşmıştır. Ölüm korkusu altında beden ve ruh sağlıklarını yitirmişlerdir. Tasarlanan amacın tersine 17. yüzyılda tahta çocuk ya da akli dengesi bozuk padişahlar geçmiştir. Yönetime gelmede bilgi ve yetenek yerini rüşvet, hatır ve gönüle bırakmıştır. Adaletsizlik, baskı ve zulüm artmış halkın devlete güveni giderek sarsılmıştır.


Ordu ve Donanmanın Bozulması

İlk kez III. Murat (1574 - 1595) çocuklarının sünnet düğününde saray çevresini eğlendiren sanatçıları ödüllendirmek amacıyla bunları yeniçeri ocağına yazdırmıştır. Böylece gerçekte askerlik yapmayacak ama yeniçeriler gibi maaş alacaktı. Bu uygulama devletin giderlerini arttırmıştır. Yeniçerilerin disiplini bozulmuş, düzenli eğitim yapmamak, savaş alanından kaçmak, yasak olduğu halde başka işlerle uğraşmak gibi olumsuz alışkanlıklar yayılmıştır. Yeniçeriler savaştan kaçarak, güvenliğini sağlamaktan sorumlu oldukları İstanbul'da çeteler kurarak kabadayılık yapmışlardır. Sık sık ayaklanarak isteklerini devlete kabul ettirmişler, bu durum onları daha da şımartmıştır.

Tımarlar rastgele kişilere verilmeye başlamıştır. Bu durum üretimin ve vergilerin azalmasına neden olmuş, sonuçta eyalet askerlerinin sayısı azalmış, disiplini bozulmuş ve kırsal alanda güvensizlik artmıştır.


Maliyenin Bozulması

Ordunun zayıflaması ganimetleri azaltmış, ordu sadece tüketici bir kurum haline gelmiştir. Sarayın lüks ve israf düşkünlüğü giderleri arttırmıştır. Sık sık padişahların değişmesi culüs bahşişi (padişahın tahta çıkış armağanı) nedeniyle bütçe açığı artmıştır. Kapitülasyonlar nedeniyle gümrük vergileri azalmıştır. Zira Venedik ve Fransa'dan sonra İngiltere, Hollanda ve diğer devletlere de kapitülasyonlar verilmiştir. Coğrafi Keşifler, İpek ve Baharat Yolu'nun değişmesine neden olmuş, Osmanlı Devleti bundan büyük zarar görmüştür.


Medreselerin Bozulması

Osmanlı Devleti kuruluş döneminde medreselerde görevlendirmek için başka yerlerden İslam bilginleri getirtmiştir. Yükselme döneminde pek çok önemli bilgin yetişmiş pozitif bilimlerde de gelişme sağlanmıştır. Duraklama döneminde medreseler çağın gerisinde kalmış müsbet bilimlere önem verilmemiş sadece din konularına önem verilmiş, batıl itikatlar yaygınlaşmıştır. Müderrislik (öğretmenlik) babadan oğula geçmiştir. "Beşik Uleması" denilen bilgisiz "bilginler" ortaya çıkmıştır.17. yüzyılda yetişmiş Evliya Çelebi (Seyahatname ile tanınır) ve Katip Çelebi (Cihannuma, Keşfüz Zünun eserleridir) medrese dışında yetişmiş iki ünlü yazardır.

 

Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Adınız:
Mesajınız:
 
© 2015 Tarih Sitesi
Coğrafya