Mısır, Afrika kıtasının kuzeyinde, Akdeniz’e kıyısı olan bir ülkedir. Tarihte ilk uygarlıkların kurulduğu ve geliştiği Doğu Akdeniz’de bulunan ülkede eski çağlarda oldukça gelişmiş bir kültür görülür. Çöllerle kaplı olan ülkenin ortasından geçen Nil nehri buradaki uygarlığın kurulmasında önemli bir rol oynamıştır.  Suya ihtiyacı olan insanlar nehrin etrafında oturmuşlar ve onun getirdikleri ile yaşamışlardır. Bunun için Mısırlılar Nil nehrine her zaman bir tanrı gibi tapınmışlardır. Tarihçi Herodot “Mısır Nil nehrinin bir armağanıdır” der.

 

Mısırlıların bir çok tanrıları vardı. Ayrıca “Firavun” adını verdikleri krallarının da tanrı olduğuna inanıyorlardı. Kendileri küçük ve önemsiz topraktan yapılma evlerde otururken Firavunları ve tanrıları için taştan büyük ve görkemli saraylar, tapınaklar inşa etmişlerdir. Özellikle Firavunları için önemli mezarlar yapmışlardır.

 

İlk mezarlar basit odalar şeklindedir. Toprağın altın yapılan bu odalara sadece ölüler yanlarında özel eşyalarıyla birlikte konurdu. Odaların üzerinde kenarları eğimli dikdörtgen planlı yapılar bulunurdu. Bu odalara “Mastaba” adı verilirdi. Daha sonra, büyük ve yüksek bir mezar yaptırmak isteyen Firavun Koser üstüste bir çok mastaba koyarak ilk Piramidi inşa ettirdi. Üstüste basamaklar şeklindeki bu piramitlerin üstü daha sonra düz olarak yapılmıştır.

 

Piramitlerin en ünlü örnekleri Firavunlar Keops, Kefren ve Mikerinos’a aittir. Piramitlerin içinde çeşitli koridorlar vardır. Bu koridorlardan birinin sonunda firavunun lahdinin bulunduğu oda yer alır. Piramitler üstüste konan çok sayıdaki taş bloklarından yapılmıştır. Boyunun çok yüksek olmasıyla görkemli gözükmesi ve tanrılara daha yakın olması amaçlanmıştır. Boyları yaklaşık 150 m.’dir.

 

Piramitlerin yanında bir başka eser yer alır. Ovanın tabanı oyularak yapılmış olan sfenkste sanatçı aslan gövdesi ile insan başını birleştirerek bir sanat eseri oluşturmuştur. Eser Firavun Kefren için yapılmıştır.

 

Mısırlılar piramitlerin yanına çok sayıda tapınaklar yapmışlardır. Bu tapınaklarda hem tanrılara hem de firavunlara tapmışlardır. Tapınaklar taştan yapılırdı. Önlerinde iki tarafında kulelerin çevrelediği bir giriş yolu ve oturan kral heykelleri vardı. Bunun ardında rahiplere ayrılmış bir salon, çok sayıda dua odaları ve tanrının heykellerinin bulunduğu yerler vardı. Bu tapınakların en ünlüsü Amon tapınağıdır.

 

Mısır heykeltraşlığı uygarlık tarihinde önemli bir yer tutar. Genellikle tanrıların, kralların ve devlet adamlarının heykelleri yapılırdı. Bu heykeller hep ya yürürken veya oturur olarak yapılırdı.

 

Ayakta duran heykellerde genellikle şu özellikler görülür.  Heykeller dik durmakta ve öne bakmaktadır. Kollar vücuda yapışıktır. Sol ayak bir adım öne atmıştır. Vücudun ağırlığı iki bacağa eşit dağıtılmıştır. Bu duruşa “Frontal Duruş” denir. Oturan heykellerin en ünlüsü oturan rahip heykelidir.

 

Mısırlılar başta mezarlar olmak üzere çeşitli mimari eserlerde duvar resimlerine önem vermişlerdir. Yaş sıva üzerine madeni boyalarla yapılan bu resimlere “Fresk” denir. Resimlerin konuları genellikle cenaze törenleridir. Resimlerin en önemli noktası figürlerin yapılışıdır. Figürlerde gövde çeşitli bakış açılarına göre farklı farklı çizilirdi. Yüz profilden, gözler önden görülürmüşçesine yapılırdı. Vücutta omuzlar kalçaya kadar cepheden, bacaklar ise profilden verilirdi.

 

Mısır sanatı, Mısırlıların yıkılmasıyla sona ermiş ancak daha sonraki uygarlıkları çok etkilemiştir. Bu yüzden Yunan ve Roma sanatı başta olmak üzere bir çok sanatta Mısır sanatının izlerini görmek mümkündür.

Önceki
Önceki Konu:
Mezopotamya Sanatı
Sonraki
Sonraki Konu:
Hitit Sanatı

Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Adınız:
Mesajınız:
 
© 2015 Tarih Sitesi
Coğrafya